Vanilya Kokulu Mum

Vanilya Kokulu Mum

  • WpView
    Reads 322
  • WpVote
    Votes 53
  • WpPart
    Parts 8
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Feb 12, 2021
WpInfo
Fiction
Romance
Ölüm. Öylesine soğuktu ki damarlarımdaki kanı dahi donduruyordu. Kusursuz bir sonsuzluk. Soğuk havayı dört bir yanımda hissediyordum. Avucumun içindeki toprak demir gibiydi. Ölümün fiziksel soğukluğu avucumun içinde, kulağımın arkasında, burnumun ucunda, saçlarımın dibinde... her yerdeydi. Peki ya, manevi soğukluğu? Kalbimi en içinden giderek donduran varlığı büyüyerek orda kendine yer ediniyordu. Buna engel olmam ise, uzun bir süredir mümkün olmamıştı. Donarken kavrulmak. Bedenimi yorgun kılıyordu. Ağustos ayının en sıcak günüydü sanki bir yanım. Diğer yanım ise aralık ayının keskin ayazlarının esiri oluyordu. Boğazıma yapışan tırnaklı, uzun parmaklı eller yine ölüme aitti. Gerçekliği beraberinde ruhuma vaveylayı da getiriyordu. Acımasızca ince derime geçirdiği pis tırnakları, soluk borumu eşeliyordu. Kocaman bir serzenişin arasında kalan kalbim, yeniden tutarsızca sarsılmaya başlamıştı. Bundan kurtulamıyordum. Bu acı beni tüketiyordu ve kaldıramıyordum.
All Rights Reserved
#20
charlotte
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Gözler Aynı Sen
  • RUH-U REVAN
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • ASENA
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines