'..Her gece aşkını görmek için Çanakkale Boğazının karşı kıyısına yüzen Leander. Bir gece sevgilisi Hero, kıyıda Leander'ın cansız bedenini buluyor ve avucunda bir zakkum çiçeği tuttuğunu fark ediyor. Bu çiçek tüm kıyılarda açıyor ve sonsuz aşkın sembolü hâline geliyor.'
-Sonsuz aşk ne demek maviş?
Bu soruyla afallamıştı genç çocuk. 10 yaşında ki bir çocuk için cevaplanması zor bir soruydu.Gözlerini kitaptan alıp ufaklığa döndü ve cevapladı;Aşk demek gördüğünde kalbinin çarpması ve heyecanlanmaktır ufaklık. Sürekli onu görmeyi dilemek, onsuz yarım kalmaktır. Sonsuz aşk ise ..Tam buradan bağlanmaktır dedi ve elini ufaklığın kalbine götürdü. Ama anlayamamıştı, neden bu kadar hızlıydı? Küçük kız anlam verememişti, ne yani çikolatayı sevdiği gibi sevmesi yeterli değil miydi? O da elini mavişinin kalbine götürdü. Emin olmak istiyordu, ritimleri aynıydı. 'Nasıl bağlanılır peki?'
Genç çocuk yerinden doğruldu ve ufaklığın alnına bir öpücük kondurduktan sonra geri çekildi ve 'sanırım böyle' diye cevapladı.
Lakin küçük kalplerin fısıltısı yetersizdi. Bilmedikleri birşey vardı,o da;sonsuzluğun bile bir sonu olduğuydu. Kaderin çarkları dönmeye başlamış, zarlar atılmıştı.
Peki bu fısıltıyı ilk kim duyacaktı?
Todos los derechos reservados