KALBİNE TUTSAK

KALBİNE TUTSAK

  • WpView
    Reads 1,879
  • WpVote
    Votes 55
  • WpPart
    Parts 12
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Sep 3, 2024
WpInfo
Fiction
Fantasy
Telefonu elime alıp yine duaları okumaya başlayacağım an kapının kapalı olduğu hâlde asker uniformasında birinin odaya girmesiyle uzandığım yerden kalkıp, gözlerimi kapatıp bildiğim duaları okumaya başladım. Asker botlarının çıkardığı sert seslerin durmasıyla kalbim göğüs kafesinden çıkacak kadar atmaya başladı. "Gözlerini aç..." Demesiyle kapattığım gözlerimi daha da sıkmaya başladım. Sesli şekilde okumaya başladığım dualar bitince "Ben cin değilim. Korkma benden. Sana asla zarar vermem." Demesiyle gözlerimi onun yüzüne bakmadan aralayıp ilk önce ayaklarına baktım. Ters değillerdi! Gözlerimi yavaş yavaş bedeninden yüzüne çıkardığımda genç bir erkekle rastladım. Göğsüne yakın bir yerde kan olması gözümden kaçmamıştı. Üzerinde asker forması ve bordo beresi olduğundan bordo bereli olduğunu anladım. Yüzüne dikkatle baktığımda kısa saçları ve temiz yüzünün ona ne kadar yakıştığını düşündüm. "Korkma, sana zarar vermem küçük kız. İçin rahat olsun, rahat uyu." Dedikten sonra arkasını dönüp gittiği an yok oldu.
All Rights Reserved
#1
arkadaşkazığı
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ-Düzenleniyor-
  • KIZIL GECE
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KORDELYA
  • Kanlı Lordun Gelini
  • FIRTINA ZAMANI
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines