Story cover for ESİR by gizzemasllan
ESİR
  • WpView
    Reads 10,921,196
  • WpVote
    Votes 515,530
  • WpPart
    Parts 69
  • WpView
    Reads 10,921,196
  • WpVote
    Votes 515,530
  • WpPart
    Parts 69
Complete, First published Sep 28, 2019
Mature
"Öldürün o zaman." Duyduğum sert ve soğuk sesle irkildim. Sanki normal bir şeymiş söylüyormuş gibi bir çırpıda söylemişti. Bunların bana yardım etmelerini beklerken daha tehlikeli çıkmışlardı. Ölüm emri verilen adama bakıp vicdanımın sesine engel olarak usulca geldiğim yoldan geri döndüm. 

Yanlarından birkaç metre uzaklaşmışken bir silah sesi duydum. Bağırmamak için kendimi tutarak korku dolu gözlerimi adamlara çevirdim. Az önce ölüm emri verilen adam başından akan kanla yerde cansız bir şekilde yatıyordu. Diğerleri de başında hâlâ bir şeyler konuşmaya devam ediyorlardı. Yerdeki ölü adama bakıp kaldım. Hiç acımadan, bir saniye bile düşünmeden öldürmüşlerdi adamı.

"Sen de kimsin?" Birinin beni fark etmesiyle hepsi bir anda bana döndü ama ben sadece az önce ölüm emrini veren adamın soğuk gözlerine baktım.

"Ben şey..." Sustum. Söyleyecek bir şey bulamadım. Karanlıktan dolayı yüzlerini net olarak göremedim.

"Sen ne?" dedi, bana doğru bir adım attı. Eş zamanlı olarak geri gittim. Bir saniye olsun bakışlarını benden çekmezken yutkundum.

"Ben hiçbir şey görmedim." Tek kaşı kalktı.

"Bizi mi izliyordun?" Korkuyla birkaç adım daha geri gittim.

"Öyle bir amacım yoktu." Yine bana doğru bir adım attı. Korkudan tüm bedenim titremeye başladı.

"Ne amacın vardı?" Cevap vermek istedim ama söyleyecek bir şey bulamadım. Tek istediğim şey şu an buradan kaçıp gitmek.

Gözlerim adamın elindeki silaha kaydı. Bu daha çok korkmama neden olurken daha fazla durmanın bana bir faydası olmayacağına kanaat getirdim ve koşarak yanlarından uzaklaştım.

"Yakalayın şunu!" Arkamdan bağırdı. Bunu duymak daha hırslı bir şekilde koşmama neden oldu.

Resmen başımdaki bela birken iki olmuştu. Koskoca ormanda bir mafyadan kaçarken bir başkasının kucağına düşmüştüm.
All Rights Reserved
Table of contents
Sign up to add ESİR to your library and receive updates
or
Content Guidelines
You may also like
Laura Gercek ailem (Karanlik aşk) by ayboooo
41 parts Ongoing
Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm
Kızımın berdelli babası by zehraSls
33 parts Ongoing
17 yaşında hamile kalan Çiğdem Zerda Bozan hamileliğinin bilinmemesi için Bozan aşiretinin ağası olan babası tarafından Fransaya halasının yanına gönderilir. 6 yıl sonra kızıyla beraber Mardine geri döner. ____ "Ne diyorsunuz siz? Ben bu adamla asla evlenmem.Berdel filan umrumda değil." "Sen dua et Berzan ağa seni kimden olduğu belli olmayan p*ç kızınla kabul ediyor" "Laflarına dikkat et ağa!" diye Bağırdı Berzan "Benim kızımın kimden olduğu bellidir.Hayatımdakı en büyük şansım.Babasıda bellidir.Bu adamlada iki cihan bir araya gelse evlenmem" dedi Çiğdem Zerda Berzan'ın duyduklarıyla canı acıdı.Ne ara bu hale gelmişlerdi onlar? Çocukluk aşkım dediği kız ondan ayrıldığı gibi gidip başkasına aşık olmuş, üstelik ondan çocukta yapmıştı. "Ağabeyin öldürülücek evlenmezsen" dedi ağalardan biri. Çiğdem Zerda ağabeyine baktı. "Anne hani babama aşıktın sen? Hani babamdan başkasını sevmezdin?" dedi 6 yaşlı Naz. Herkes duyduğu sesle yukarı baktı.Naz annesine kırgınca bakıyordu.Çiğdem Zerda hemen koşarak yukarı çıktı. "Sadece babanı seviyorum annem.Ondan başkası bana haram" dedi Çiğdem Berzana nefretle bakarak. Berzan'sa duyduklarıyla daha da kırılıyordu. "Tüm Mardin bilsin.Benim kızıma kötü bir laf söylenirse hiç düşünmem çeker vururum.Onun babası hala yaşıyor ve kim olduğu bana belli.Başkalarının bilmesine gerek yok" Berzan daha fazla dayanamadı ve gözü dolu dolu çıkıp gitti "Aşiret Berzan ağaların konağında toplanacak.Karar verilecek" dedi ağalardan biri.Zerda Naz'ı odasına götürdü.
SİTARE Kalplerin Alevi (Töre) by hayalfreya
108 parts Ongoing Mature
"Ben de Riva Aşiretinin Hanımağası Gece Riva isem seninle evlenmem, konağınada kuma gelmem!" dedim öfkeyle bağırarak, artık hiçbir şey dayanılacak gibi değildi. Üzerime daha da eğilip beni cam ile arasında kıstırırken aynı öfkeyle bana dişlerini sıkarak karşılık verdi, "Bende Asparşah aşiretinin Ağası Boran Ağa isem seni konağıma gelin getirir, altıma alıp inlete inlete bağırtırken bunları sana hatırlatırım!" sözleri ile dumura uğrarken midem ağzıma geldi, hiçbir kuvvet beni durduramazdı onunla evleneceğime kendimi öldürürdüm daha iyiydi. Öfke ateşi ile harlanıp kaynayan kanım ile başımı dikleştirdim, "Konağını başına yıkacağım, zerre kadar huzur bırakmayacağım sana! Benimle evlendiğin güne lanet ettireceğim seni, duydun mu Boran Ağa!" Kehribar rengi gözleri dudaklarımdan çıkan her kelimeyle daha da kararırken sertçe yutkundu, bakışları dudaklarıma kaydığında hızla kaçırdı ve yavaşça burnunu boynuma eğdi, ondan kaçabilmek için cam ile birleşmiştim ama ondan kaçmaya çalışmak nafile çabaydı. "Ben senin kokunda şimdiye kadar tatmadığım huzuru tatmışken, sen bana nasıl seninle evleneceğim güne lanet ettirebilirsin ki, Gece'm." dedikleri beynimde uğuldatma yaşatırken yine ve tekrar adımı baskın bir fısıldamayla kulağıma boğuk bir sesle söylemesi kalbimi zorladı nefesimi zaten zor alırken kesti. Ama Asiliğim ve öfkem yine tüm duygularımı bastırdı. "Sen Asparşah, sen gözlerimin içine her baktığında yanacaksın, benim gözlerimde kendi ölümünü her defasında izleyeceksin ve her dakika pişmanlıklarla kavrulup yok olacaksın. Çünkü karşında Bir Riva var Gece Riva ve ben seni yok etmekten zevk alacağım. Seçim senin beni kuman olarak mı alacaksın, yoksa benimle birlik olup töreye karşımı geleceksin." Şimdi karar Boran Ağa'nındı. 27/03/2022 RİVA ve ASPARŞAH SOYADLI TEK KİTAP. ÇALINAMAZ! VE KOPYALANAMAZ!
KARANLIĞA DOĞANLAR by gizzemasllan
69 parts Complete Mature
"Bade Karahanlı." Duyduğum tok sesle eş zamanlı olarak derin bir nefes aldım, ağır hareketlerle sesin geldiği yöne döndüm. Kapıyı yavaşça kapattı, gözleri beni buldu. "İsmimi bile öğrenmişsin." Dudakları yana kıvrıldı, bana doğru geldi. "Öğrenmek zorunda kaldım diyelim." Gülümsedim, biraz daha yaklaştı, birkaç adım geri gittim ama sırtım soğuk duvara temas edince durmak zorunda kaldım. Fakat o durmadan üzerime gelmeye devam etti. Kaçmak için sağ tarafa doğru geçecekken kolunu önüme kalkan etti. Boş bir anında sol taraftan kacayım dedim ama bu sefer de diğer koluyla önümü kapattı. Tamamen onunla duvar arasında kalmıştım, kaçmama izin vermiyordu. Sırtımı duvara yasladım, yemyeşil gözlerinin içine baktım. "Ne yapıyorsun?" "Konuşmamız gereken şeyler var." "Evet var ama bunu aramızda mesafe varken de yapabiliriz." "Yapamayız, böyle konuşmak istiyorum." Cevap verecekken gördüğüm şeyle sol gözünün altına düşen kirpiğini nazik bir şekilde aldım. "Kirpiklerin dökülüyor." Dudaklarındaki tebessüm büyüdü, sessiz kaldı. Sağ yanağında küçük bir gamzesi vardı, yakın olduğumuz için fark edebilmiştim. Kirpiğe usulca üfleyerek gözlerimi yeşillerine çevirdim. "Badem yağı sürebilirsin, çok iyi geliyor." Tek kaşı kalktı, söylediğim şeye şaşırmış gibiydi. Fakat bu şaşkınlığı üzerinden çabucak atıp kaçmamı engellemek için önüme kalkan ettiği elini duvardan çekti, cebine attı. Merakla ona bakarken elini cebinden çıkardı, badem şekerlerini uzattı. "Yer misin?" Elinden bademleri alarak birini ağzıma attım. "Çok severim." Biraz daha yaklaştı, derin bir nefes aldı. "Badem şekeri gibi kokuyorsun." Badem şekeri mi demişti o? Şaşkınca bakarak elimdeki bademleri kokladım. "Güzel kokuyorlar yalnız." Başını salladı. "Biliyorum." Gülümsedim, kendisi de bir şeker yedi ve ekledi. "O yüzden söyledim zaten."
FERAYE | NEFRETTEN AŞKA  by mavverra
59 parts Ongoing
Bir odayı karıştırmak hayatını yerle bir etmeye yeter mi? Sadece biraz dinlenmek istemişti. Ama gözlerini açtığında zenginliğin içinde kaybolmuş kibirli bir adamın yatağındaydı, hem de yalnızca bir havluyla. Feraye zengin bir aileye gelin giden ablasının yanında yaşamak için geldiği yalıda yalnızca huzurlu bir hayat arıyordu. Ancak gecenin bir yarısı yanlış bir odaya girip tanımadığı bir adamın yatağında uyanmasıyla her şey geri dönülemez şekilde değişti. O geceden sonra hayatı artık ona ait olmaktan çıktı. Karşısında kibriyle sinirlerini zorlayan ama varlığıyla kalbini darmadağın eden bir adam vardı. Bazı sınavlar kaçmakla geçilmezdi, bazı duygular görmezden gelinmezdi. Ve bazı adamlar unutulamazlardı. ❝"Kucağımdasın." dedi alçak bir sesle. "Dün gece seni elimle getirdim ve vücudunda hâlâ izlerim var." Beni daha çok çekti kendine doğru, kendi alt bedenine doğru bastırdı. Onu hissedebilmek muazzam bir arzu uyandırıyordu bedenimde, sağduyu ve mantığımın yerini şehvet ve ihtiras alıyordu. "Arzu duyduğunu, beni ne kadar istediğini biliyorum." Nefesim hızlandı, söyledikleri ne yazık ki tamamen gerçekti. Onu delice arzuluyordum, hatta bazen rüyamlarımda bile gördüğüm oluyordu. Bu yüzden kasıklarım sızlıyor şu an, bu yüzden ateş bastı bedenimi. Yüzü yüzüme daha çok yaklaşınca burunlarımızın uçları birbirine değdi, dudaklarım öpülme arzusuyla karıncalanmaya başlamışlardı. Onun temasına kayıtsız kalamıyordum, korkunç bir ten uyumu vardı aramızda. "Kaçman bunu değiştiremez." Konuşurken dudakları benimkine dokunuyordu, kendimi tutamayıp ilk hamleyi yapan olmaktan korkuyordum. "Ben de seni istiyorum." diye ekledi en son, zaten hemen ardından dudaklarıma kapandı.❞ ▪︎Yaş farkı vardır. ▪︎Cinsel içerik vardır. Cinsellik, küfür ve hassas içerikler barındırmaktadır. Rahatsız olacaklar okumasın.
You may also like
Slide 1 of 19
Laura Gercek ailem (Karanlik aşk) cover
CAMDAN BEŞİK  cover
Kızımın berdelli babası cover
DÜŞLER AĞIDI cover
Halısaha |texting cover
SİTARE Kalplerin Alevi (Töre) cover
KURALSIZ | KİTAP OLDU cover
HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik cover
DİLHUN cover
ARHAVİLİ cover
AYNI BIÇAĞIN SIRTINDA (+18) cover
AŞKA DÜŞÜŞ | KİTAP OLDU cover
KARANLIĞA DOĞANLAR cover
ARAMIZDAKİ SESSİZ TUVAL cover
FERAYE | NEFRETTEN AŞKA  cover
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) cover
KARA ÇİY | MAHALLE cover
CİHAN MAVİSİ cover
ÖFKE ÇİÇEĞİ  cover

Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)

41 parts Ongoing

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm