Bugüne kadar belki de yaptığım en güzel şey biraz sonra okuyacaklarınızı kaleme almış olmamdır. Belki bu kitabı kafanızı dinlemek için okuyacaksınız, belki güneşli bir havada deniz misali gökyüzü eşliğinde çimlerde uzanmış bir şekilde okuyacaksınız. Belki de mahalle kütüphanesinde diğer ışıltılı kitapların yanında solgun, eski, kırışık bir kitap dikkatinizi çekecek ve merak edip okuyacaksınız. Belki de siz bunları okurken ben de hayallerimin peşinden koşabileceğim.
Evet, hayallerimin peşinden koşabileceğim dedim. Çünkü şu anda bunları yazarken değil hayallerimin peşinden koşmak hayal kelimesi bile benim için bir hayal. Bunları yazmak okumak kadar kolay değil. Sessiz bir odanın içinde, gökyüzü griden laciverte dönerken soğuk ve rüzgârlı havada pek de iyi manzarası olmayan bir evde hayallerimi gerçekleştirmek için ilk adımımı atmış bulunuyorum, yazıyorum.
Kitapların sadece iyi manzarada ya da havuza karşı yazıldığını mı sanıyorsunuz? Hiç acı çekmemiş, yalnız kalmamış, kendisiyle kavga etmemiş biri kitaptan ne anlayabilir ki? Yazmak bende küçüklükten beridir alışkanlık haline gelmiş bir şey. Otobüste yazıyordum, boş durduğumda yazıyordum, mahallede apartmanların kaldırımlarında oturmuş düşündüklerimi kâğıda aktarıyordum. Yaşıtlarım seksek, yakar top oynarken ya da top koştururken ben yazdım, yazdım, yazdım. Pişman mıyım? Asla!
Bir odayı karıştırmak hayatını yerle bir etmeye yeter mi?
Sadece biraz dinlenmek istemişti. Ama gözlerini açtığında zenginliğin içinde kaybolmuş kibirli bir adamın yatağındaydı, hem de yalnızca bir havluyla.
Feraye zengin bir aileye gelin giden ablasının yanında yaşamak için geldiği yalıda yalnızca huzurlu bir hayat arıyordu. Ancak gecenin bir yarısı yanlış bir odaya girip tanımadığı bir adamın yatağında uyanmasıyla her şey geri dönülemez şekilde değişti. O geceden sonra hayatı artık ona ait olmaktan çıktı. Karşısında kibriyle sinirlerini zorlayan ama varlığıyla kalbini darmadağın eden bir adam vardı.
Bazı sınavlar kaçmakla geçilmezdi, bazı duygular görmezden gelinmezdi. Ve bazı adamlar unutulamazlardı.
❝"Kucağımdasın." dedi alçak bir sesle. "Dün gece seni elimle getirdim ve vücudunda hâlâ izlerim var." Beni daha çok çekti kendine doğru, kendi alt bedenine doğru bastırdı. Onu hissedebilmek muazzam bir arzu uyandırıyordu bedenimde, sağduyu ve mantığımın yerini şehvet ve ihtiras alıyordu. "Arzu duyduğunu, beni ne kadar istediğini biliyorum." Nefesim hızlandı, söyledikleri ne yazık ki tamamen gerçekti. Onu delice arzuluyordum, hatta bazen rüyamlarımda bile gördüğüm oluyordu. Bu yüzden kasıklarım sızlıyor şu an, bu yüzden ateş bastı bedenimi.
Yüzü yüzüme daha çok yaklaşınca burunlarımızın uçları birbirine değdi, dudaklarım öpülme arzusuyla karıncalanmaya başlamışlardı. Onun temasına kayıtsız kalamıyordum, korkunç bir ten uyumu vardı aramızda. "Kaçman bunu değiştiremez." Konuşurken dudakları benimkine dokunuyordu, kendimi tutamayıp ilk hamleyi yapan olmaktan korkuyordum. "Ben de seni istiyorum." diye ekledi en son, zaten hemen ardından dudaklarıma kapandı.❞
▪︎Yaş farkı vardır.
▪︎Cinsel içerik vardır.
Cinsellik, küfür ve hassas içerikler barındırmaktadır. Rahatsız olacaklar okumasın.