Batur, üzerime çıkıp burnunu burnuma değidirdi.
"Gelinliğini neden çıkarmadın?"
Korkuyla nefesimi verdim. Yatağın ucunda oturduğum için ayaklarım hala yere değiyordu.
"Ben, ben bilmiyorum."
"İstersen ben çıkarabilirim."
Bunu kulağıma fısıldamıştı. Korkuyla iki yana kafa sallayıp gözlerimden bir damla akıttım.
"Batur ağam yalvarırım bana dokunma, lütfen. Ne istersen yaparım ama yalvarırım bana dokunma."
"Yarın sabah erkenden bizden kanlı bir çarşaf almaya gelecekler karıcığım, biliyorsun."
Kafamı biliyorum anlamında salladım. Bunu biliyordum, Hünkar ağa yanımda demişti ama istemiyordum işte, korkuyordum. Akan bir damla göz yaşımın yerini zorla tuttuğum göz yaşlarım almıştı artık. Onun yanında iç çekerek ağlamak istemiyordum ama az da olsa iç çekiyordum.
Batur, hiç beklemediğim bir şey yapıp göz yaşımı öptü ve dudaklarını elmacık kemiğimden çekmeden fısıldadı.
"Şşt, ağlama sakın, sakın ağlama."
Ama olmuyordu işte, birazdan bana sahip olacaktı.
"Ağam ben daha on yedi yaşındayım, çocuğum daha lütfen yapma."
Bu kelimeler ağzımdan biranda çıkmıştı. Ama haklıydım, ben daha çocuk sayılırdım. Batur, bir kez daha göz yaşlarımı öpüp alnını alnıma bastırdı.
"Hadi gel gelinliğini çıkartalım."
"Ağam."
"Adelya, benim güzel karım hadi."
⭐⭐⭐
All Rights Reserved