Alacakaranlık Prensesi

Alacakaranlık Prensesi

  • WpView
    Reads 164
  • WpVote
    Votes 8
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Jul 22, 2022
Kutsal Şövalyeler'in hüküm sürdüğü bir dünyada büyük bir düşman doğdu. Bir kişi karanlık elementini keşfetti ve kullanım yollarını öğrendi. Bu sayede kendi klanını kurdu. Yeniden dirilttiği ve komuta ettiği ölümsüz ordularıyla birlikte yüzlerce yıl Kutsal Şövalyeler ile savaştı. Soyundan gelenler ona Büyük Ata dediler. Ancak bir gün Büyük Ata ortadan kayboldu. Bunu fırsat bilen düşmanları ittifak kurup klanı yok etti. Ancak Büyük Ata'nın tekrar ortaya çıkması ve klanın yaralı varisini kurtarması her şeyi değiştirecekti. Karanlığın prensesi intikam için gelecek ve herkesi ordularının altında ezecekti! Kitapta kan, katliam ve vahşet olacaktır. 15 yaşından küçüklerin okumaması tavsiye edilir.
All Rights Reserved
#19
enerji
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE
  • KORDELYA
  • FIRTINA ZAMANI
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines