Bir günebakana benzetmişti beni. Bu ona komik gelmişti ki belli ki. Ama onun aksine benim içimi tarif edilemez bir hüzünle doldurmuştu. Günebakanlar hep acı çekerdi bana göre. Bir güneşe aşıklardı ve sürekli o nereye giderse oraya çevirirlerdi yüzlerini. Sadece izleyebilirlerdi onu. Ama ulaşamazlardı, engelleri vardı. Güneşin de umurunda değildi bu gerçek. O kendi döngüsünü devam ettirir, varlığına muhtaç bu çiçekleri umursamazdı. Oysa günebakan yaralıydı, günebakan aşıktı. Güneşi gözlerinin önünden kaybolduğunda solardı günebakan. Ben de bir yalnız günebakandım. "Günebakan gibisin." deyip hafifçe gülümsediğinde kendisini de güneş olarak saymıyor muydu?
More details