"Sana yalvarmayacağım." "Ruhun çoktan dizlerinin üstünde yalvarıyor,"deyip bıçağın sivri ucunu göğüs kafesine değdirdi. Bıçağın parlak yüzeyine yansıyan yüz ifadesine bakarken gözlerindeki şeytan ona göz kırptı. Kadının çığlığını umursamadan bıçağı derin bir kesik açma amacıyla göğüs kafesine geçirdi. Neşter misali kullandığı bıçakla kalbe zarar vermeyecek bir şekilde etrafa kesikler atarken kadının çığlığı durmuş ağzından çıkan kanında boğulmuştu. Bedenden süzülüp etrafa akan kan beyaz karların üstünde izler bırakırken bıçağı etten ayırdı ve hiçbir tiksinme belirtisi göstermeden et parçasını alıp yan tarafa bıraktı. Gözlerinin önüne serilen göğüs kafesini kırmak için eline büyük bir taşı alıp üst üste darbeler vurdu. Saniyeler içinde kırılan kemiklerle taşı bıraktı. Akışkan kan ruhunun açlığını duyururken parmak uçlarıyla atmayı bırakan kalbe dokundu. Yüzünde zevkin mimikleri dolaşırken çıplak eline bulaşan kana aldırmadan boşta ki eline bıçağını yeniden aldı. Kalbi çıkarmak için etrafındaki şeyleri kesmeye başladı. Elbisesine ve kollarına bulaşan kanlar kurumaya yüz tutarken bedenin içinden yayılan sıcak hava buhar olarak gökyüzüne süzülüyordu. "Bir canavar sadece kalbin varlığıyla yetinir. Bir canavarın ruhunu sadece kanla doyurabilirsin." Avucunun içindeki sıcaklığını kuruyan kalple arkasında duran adama döndü. Yeşil harelere yansıyan canavarla bakışırken onunla aynı duyguları yaşıyan adama yaklaştı. Karın üstüne çökmekten dolayı bacakları ne kadar uyuşsa da içindeki haz onu ayakta tutuyordu. Kalbi sımsıkı tutmaya devam ederken kanların tutunduğu parmaklarını adamın yüzünde gezdirirken bulaşan kan izleriyle gözleri parladı. "Bu aşk değil,aşktan fazlası. Bu iki canavarın kana susuzluğu."
More details