MADALYON CEMİYETİ

MADALYON CEMİYETİ

  • WpView
    Leituras 1,703,513
  • WpVote
    Votos 129,335
  • WpPart
    Capítulos 82
WpMetadataReadMaduroConcluída qua, mar 11, 2026
Süreyya Tanya, hayatı boyunca girmek için çabaladığı bale okuluna kabul edildiğinde on sekiz yaşındaydı. Rusya'nın soğuk topraklarına adımı bastığında küçük bir kızdı. Hayata dair en kötü şeyleri unutmak için gittiği bu şehirde, kaderin onun için daha kötü süprizleri vardı. Tanya, insanların gerçek yüzlerinin kendi gördükleriyle sınırlı olmadığını öğrendiğinde on dokuz yaşındaydı. Çok sevdiği arkadaşı merdivenlerden düşünce onun rolünü aldığında bunun hayatının fırsatı olduğunu düşünüyordu. Ünlü ve efsane bale okulu Vaganoya Balo Salonu'nun açılış oyununda başrol olmak... Fakat her şey denklemin içine mor zambakların ve anlaşmaların girmesiyle değişti. Tanya, Rusya'nın baş mafyası tarafından kaçırıldığında, rolü aldığı arkadaşının başına ördüğü çoraplardan habersizdir. Daha da kötüsü hayatta kalmak için bir mafya ile evlenmek zorundadır.
Todos os Direitos Reservados
Junte-se a maior comunidade de histórias do mundoTenha recomendações personalizadas, guarde as suas histórias favoritas na sua biblioteca e comente e vote para expandir a sua comunidade.
Illustration

Talvez você também goste

  • SERÇEYİ ÖLDÜRMEK
  • VEYRA (+18)
  • AYKIRI KIYILAR
  • MALKOÇOĞLU
  • My Baby|GAY
  • Rus mafyası / Yarı Texting
  • İNFERNO
  • MAHBERAN
  • Sevdalı Ağa
  • Her Şey Para İçin!
  • ACININ KANATLI KAFESİ
  • Bizim İçin Yazılmış
  • BAL | yarı texting
  • Yasak Çekim
  • SİREN
  • PİLLİ BEBEK
  • AHZAR
  • Kalbim sana esir | BXB | Tamamlandı
  • HARZEMŞAH
  • HÜKÜMRAN

Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.

Mais detalhes
WpActionLinkDiretrizes de Conteúdo