सुख (Sukha): Dış dünyadan veya ortamdan etkilenmeden yaşanan özgün mutluluk.
__________
Gözlerinin önünden kayıp giderdi zaman, ölüm gelince. Belki de, sakıncalıydı düşünmek, olaylar bitince. Ama en önemlisi ise, pişmanlık duymaktı, yaptıkları canlanınca gözünde.
Yıllar, yüzyıllar geçse de unutulmazdı vicdan azabı. En çok da buna yakınırdı ya insan, yaptıklarını inkar etmeye. Yalanlardı suçlamaları, doğru olmalarına rağmen. Vicdanın baskı uygulardı, pişman olmana rağmen. İnkar ederdi insan, işine gelmeyince. Belki de bu yüzden nefret ediyorum, insanlardan; gerçek canavarlardan.
Lüks ve ihtişam içinde büyüyen Melek, babasına meydan okumasının ardından kendini Karadeniz'in bir dağ köyünde öğretmenlik yaparken bulduğunda kaderin ona sarsıcı bir sürprizi vardır.
Yıllar önce acımasızca reddettiği silik ve sessiz bir genç olan Tahir'in şimdi karşısında Fırtına lakabıyla dağları kasıp kavuran bir yüzbaşı olarak durması tüm dengeleri alt üst eder. Yıkım Timi'nin karizmatik ve disiplinli komutanının gözleri Melek'in hatırladığından çok uzakta, buz gibi keskin ve acımasızdır.
Aralarındaki çatışma kısa sürede alev alarak, yerini inkâr edilmesi imkânsız bir çekime bırakırken Karadeniz'in hırçın dalgaları, sert rüzgârları ve samimi insanlarıyla sınandığı bu yeni düzen; onun için hem gülümsetecek bir savruluş hem de yüreğinin hikâyesini Karadenizli bir adamla yazacağı bir yolculuğa dönüşecektir.
Yürek mevzilerinde sipere yer yok be öğretmen hanım.
Düştüğün an esirsin.
Ben de esirim artık,
Hem Karadenize hem bir çift ela göze...