"Ya anlasana, be adam. Anla artık anla." Durdum. Başımı yerden kaldırıp bal köpüğünün eşsiz tonunda ki gözlerinin en derinine baktım. Cehennem gibiydi. Soğuktu. Dipsizdi. Kuyuydu. Yavaşça yutkunup devam ettim. "Ben artık çok yoruldum." titreyen elimi kalbimin üzerine götürüp dokundum. sol gözümden akan yaşa aldırmadım. "Burası var ya burası sen varsın burada, beni öldürüyorsun. Ama ben yine de seni buradan çıkaramıyorum." Fısıltıyla devam ettim. "Çok acıyor." kalbimin üzerinde olan elimi çekip onun elini tuttum. kalbimin üzerine koyup "Bak, nasıl atıyor. Ya, sen benim canımı yakıyorsun. Nefes almak için açtığım pencereden umutlarımı teker teker aşağıya atıyorsun, Masumca kurduğum salıncağın iplerini boynuma sarıyorsun, Zira kolların değil boynuma dokunan, İntihar iplerim. dudakların değil bileğimin üzerinde duran, soğuk jilet." elini kalbimden indirip, göz yaşlarımı parmak uçlarımla sildim. "Sen benim binlerce kez ışık tutarak toprağın altından çıkarmaya çalıştığım hayallerimin katilisin"
Parmaklarımı saçlarımda gezdirdim, hayal kırıklıklarım saç kırıklıklarımla gider sanıp düşünmeden kesmiştim. Pişman değilim. "Jiletten daha keskindir bir kadının omzuna dökülen saçlar."
Tebessüm ettim. "Unutulmayı sevilmekten daha çok hakediyorsun aslında. Ama bunu ben yapamıyorum. İnan solumda ki yaralar iyileşmiyor. Ellerimi tuttuğun o gün, Tam burada. O yaraların üzerinde papatyalar açmıştı. Ama şimdi Tam burada ellerimi yeniden bıraktın. Ölsem unutmam. Bu bir kıyamettir ve ben bu kıyametin ünlü baş karakteri. Tüm güzel duygularımın katilisin sen. Hoşçakal..."
*TÜM HAKLARI SAKLIDIR"
All Rights Reserved