"Sen bana zehirsin, Zahter..."
Söyledikleri doğruydu. Ben ona hem zehir hem panzehirdim. Usulca başımı salladım onaylarcasına:
"Ben sana zehirim."
Zahter... Bu kelime ve ben zehirliydik, ona. Ve aynı kelime göz ardı edilemeyecek kadar hayattı, bana... Belki de kelimeye suç atmamalıydım. İnsanlar olarak bazı hatalarımıza bahaneler bulmak için bir şeylere sorumluluk yüklemeye bayılıyorduk. Asıl suç elbette benimdi. Ben onu zehirlemiştim... Ben onu gerçekten zehirlemiştim. Aklımda kurduğum vicdan mahkemesinin sesini duymuş olacak ki başını onaylamazcasına hareket ettirdi. Yorgun yüzüne bile yakışan minik bir tebessüm peyda oldu dudaklarında. Anlaşılan beni rahatlatmak istiyordu. Ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin rahatlamayacağımı düşünüyordum o an. Ta ki bir elini yüzüme çıkarıp, yanağımın avucunda kaybolmasıyla söylediği cümleye kadar:
"Her hâlini seviyorum, Dağ Kekiğim..."
17/03/2020 🌿
Selda&Merve
Ben İnci Mavi Herkül. Ablamın ve eniştemin evine aldığı, evlerinin ilk çocuğu saydığı, soyadlarını verdiği çocuklarıyım.
Ben İnci Mavi Karduman. Biyolojik ailemin 17 yıldır ölü bilinen kızıyım.
Ben İnci Mavi Günay yıllar boyunca annesinin ölümünden kendini suçlamış olan kızım.
Ben İnci. Sadece İnci. Hayatının baştan sona yalan olduğunu öğrenen o zavallı kızım.