Deniz'in Kalbindeki Ateş

Deniz'in Kalbindeki Ateş

  • WpView
    Reads 497
  • WpVote
    Votes 39
  • WpPart
    Parts 6
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Dec 20, 2020
Sarıldığımda sağ göğsümdeki boşluğu eğer birinin kalbi dolduracaksa onun sadece sen olmanı istiyorum. Belki çok şey istiyorum ama ben Ateş'in Denizi olmak istiyorum... ****** Deniz annesinin ölümü ile solan, babasının gidişi ile ise parçalanan kalbinin üstesinden on yıldır geldiği gibi tek başına gelmeye devam mı edecek? Yoksa milli yüzücü Ateş Soykan'ın onu iyileştirmesine izin mi verecek? ****** "İzin ver."Dedim. Kahvenin en güzel tonları yeşillerime bakarken. "Neye izin vereyim Deniz?" Damarlı ellerini avucumun içine alıp "Seni sevmeme, sana sarılmama, seni öpmeme izin ver... Ateş'in Denizi olmama izin ver."Dedim. Sonlarına doğru sesimi kısarak. Dudağı yana kıvrıldı ve kollarını belime doladı. Ben hâlâ bana sarılmasına şaşırırken sıcak nefesini kulaklarımda hisettim. " Sen zaten benim Denizimsin. Sen benim korktuğumda sığındığım Denizimsin... Sen benim tek ebedi sevgilimsin... Ama şimdi bir şey söylemek istiyorum o eteğin boyu ne güzelim?"
All Rights Reserved
#339
gençkızedebiyat
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Gözler Aynı Sen
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • RUH-U REVAN
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • ASENA
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines