" sizin eve değil mi?" dedi Yiğit,
tabi birde bununla uğraşıçaktım.
" Evet "
" otobüsle mi?"
"Olur mu hiç, ben Yiğit beğimizi otobüslerde süründürürmüyüm.
Uçak kiraladım birazdan gelir."
" hata bak şu olabilir, yok değilmiş"
iç ve dış ses hatları karışmıştır.
" Ne olabilir?....
Ne değilmiş?" dedi Yiğit, çocuğun şartelleride yaktık iyi mi?.
" şey iç ve dış şarteller yanınca, çokta şey yapma sen. "dedim bir cümlede ne kadar şey kullandım ben ya kesin bu sefer o şarteller, şartel diye birşey kalmadı ki çocukta ben ne şartelinden bahsediyorsam.
Buket Koçan, bir silahlı çatışmanın ortasında kurşunların açık hedefi olan patronu Seray Köksöz'ü korumak için onun önüne atladığında hayatının son bulabileceğini düşünememişti.
Ancak olan olmuştu. Buket ölmüştü. Üstelik patronunu da kurtarmayı becerememişti.
İki kadın da o gün hastaneye kaldırılmış, yan yana olan ameliyat odalarında kurtarılmaya çalışılmıştı.
Buket'in beyin ölümü gerçekleşirken Seray kalp nakline ihtiyaç duymuştu.
Ve mucizevi bir şekilde Seray'ın bedenine sadece Buket'in kalbi değil, ruhu da yerleşmişti.
Buket gözlerini hayata yeniden açtığında kendisini patronu Seray'ın bedeninde bulmuştu.
Üstelik patronu bir mafya liderinin karısıydı!
Ve adam evlendiği günden beri bir kez bile görmeye gitmediği karısını o silahlı saldırıdan sonra kendi evine götürmüştü.
Buket artık Seray'dı.
Ve gerçek kimliğini nasıl gizleyeceğini bilemiyordu.
Neyse ki patronu izmir de ailesinden ve kocasından uzakta tek başına yaşadığı bir hayat sürüyordu. Bu yüzden karakterindeki değişimleri farketmeyeceklerini umuyordu.
Sürpriz yumurtadan çıkar gibi hayatına giren sözde kocasını da boşayacak, kendi hayatına geri dönecekti.
Tabii, beklenmedik bir şekilde kocası onu yanında tutmaya karar vermezse...