MERHAMET

MERHAMET

  • WpView
    Reads 379
  • WpVote
    Votes 117
  • WpPart
    Parts 6
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, May 2, 2020
Bu zamana kadar kimi sevdiyse kime değer verdiyse her birini teker teker kaybetti. Artık ise sevmekten ve bağlanmaktan ve yine kaybetmekten korkuyordu. O aslında bu kadar vicdansız değildi. Onu bu hale getiren yaşadıklarıydı. Hayat ona acımasız, merhametsiz olması gerektiğini ve ancak o zaman mutlu olabileceğini öğretmişti. O da şimdi bunu uyguluyordu. Güvenmek istemiyordu, bir gün yine yarı yolda bırakılacağı için... Belki de bir gün tekrardan kaybolan merhametini ve yok olmuş duygularını ona verecek birisi elbet çıkacaktı karşısına. Belkide o , "bir gün birisi çıkacak ve beni tekrardan hayata bağlayacak" kanısıyla uyanacaktı her sabah. Ama en sonunda vazgeçecekti. Anlayacaktı gerçek aşkın ve gerçek adaletin olmadığını. Sonra duygusuz, vicdansız, merhametsiz, acımasız olarak yasamaya devam edecekti. Ve tekrar anlayacaktı sadece nefes almayanların ölü olmadığını. En sonunda da ölümü bir umutla beklemeye baslayacaktı. Sonra tekrar anlayacaktı beklenen günlerin gelmediğini, istenmeyen günlerin ise ışık hızıyla haraket ettiğini. Uzaklaşacaktı insanlardan. Ölene kadar Uzaklaşacaktı. Bir gün geçecek aynanın karşısına ne kadar güzel ve asil olduğunu mırıldanacaktı kendi kendine. Sonra yine geçecekti aynanın karşısına ve bu sefer parçalayacaktı o aynayı, kendisi paramparçayken o bütün şeklinde gösterdiği için.. Her şeyden nefret ederek yaşamaya devam edecekti. En sonunda dünya ya hiçbir fayda sağlayamadan ve daha beter zarar vererek ölüp gidecekti belkide. Arkasından ise "geldiği gibi gitti ahmak, oksijen israfıydı zaten, ölmesi insanlığa daha faydalı oldu" denilecekti belkide. Ama bu yine onun umurunda olmayacaktı. Kimse demeyecekti "Ne yaşadı? Neden böyle bu kız?" diye sormayacaktı kimse. Ve yine her zaman ki gibi bu da onun umurunda olmayacaktı.(kapak tasarım @perlasila)
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • ALİN | Gerçek Aile
  • KORKUT / bxb
  • Mafyaymısmıs
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • Sirayet|Texting
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines