"...Bencil davranıyorum. Senin bana bir karşı his besleyebileceğini korkakça inkâr ediyor, seni yalancılıkla suçluyorum. Git gide daha çok kıskanıyorum. Seni benden çok sevemeyeceklerine emin olsam da, senin onları benden çok sevmeye başlayacağın düşüncesi kalbimde açan aşk çiçeğimin köklerinde sakladığı zehre dönüşüyor. Yavaş yavaş gördüğün kişi olmadığımı anlıyorum. Seni hayal kırıklığına uğrattığım kâbuslar görmeye başlıyorum. Gözlerinden gözlerime akan sevgi giderek soğuklaşırken hep aynı cümleyi kuruyorsun. "Ben kiraz çiçeklerinin altında aşkımızı kalbime gömerken, senin tek yaptığın benden şüphe etmekti."
Sert sözlerinle sarsılarak uyanıyorum. Sıkıntıdan soğuk terler akıttığımdan, ya da sıcaklığını artık hissedemez olduğumdan, delice titriyorum. Aklıma dün ettiğimiz tartışma geliyor. "Seni seviyorum. Neden anlamıyorsun?" diye dargınca sorduğun geliyor aklıma. Göz yaşlarım yanaklarımı ıslatırken, belki bininci kez özür diliyorum hayalinden.
O sırada telefonum, yeni bir bildirim sinyaliyle titriyor. Sensin.
Ağacımızın altında buluşuyoruz. Sanki Güneş, seni kutsamak istiyormuş gibi olağanca gücüyle parlıyor. Pembe çiçeklerin gölgesine saklanıncaya kadar kamaşmış gözlerimle yüzünü tam seçemiyorum.
Yaşlı ağacın geniş gövdesine yaslandığında gülümsediğini fark ediyorum, bende gülümsüyorum. Yaklaşmamı istiyorsun, elin elimle buluştuğunda hafifçe kızarıyorum. Fark etmenle küçük kıkırtıların kulaklarıma doluyor. Mutlulukla sallanan kuyruğun, gözüme takılıyor. Ne kadar güzel olduğuyla ilgili bir kaç cümle düşünce geçiriyorum içimden.
Ve kuyruğun bileğimi sardığında, siyah saçlarına takılan kiraz çiçeklerini temizliyorum."
Yoonmin, Animals!Au
All Rights Reserved