ÖLÜM / Kâbus

ÖLÜM / Kâbus

  • WpView
    Reads 693
  • WpVote
    Votes 118
  • WpPart
    Parts 8
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Nov 2, 2020
"Rüyalar bu kadar iyi olsaydı neden onları kâbuslardan ayıran tek özelliklerinin güzel oldukları gerçeğine herkesi inandırmaya çalışırlardı ki? Oysaki kâbuslar daha iyidir. Çünkü onların bir sonu yoktur ama rüyaların sonunu hemen onu gördüğün gün görmüş olursun. Bu yüzden kâbuslar kötü olsalar bile uzundurlar. Vazgeçmeden sürekli aklına girerler, onları unutamazsın...Ben seni unutmak istemiyorum. İsteyeceğim son şey bile değil bu. Ben senin benim sonsuzum olmanı istiyorum. Sonum değil..." "Bir zamanlar Rüyam olan güzel, var mısın benim Kâbusum olmaya güzelliğinin sonuna dek?" Bu sözlerini duymamla birlikte ona sıkıca sarıldım beni hiç bırakmasın diye, sonsuza dek sarıldım. Ve kulağına fısıldadım. "Ölene kadar sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden."
All Rights Reserved
#212
doğaüstü
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • KORDELYA
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • FIRTINA ZAMANI
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • KIZIL GECE
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines