Seni anlıyorum Lavinia, gerçekten.
Sevmenin insana neler yaptırabileceğini az çok kestirebiliyorum. Bu yüzden, içten içe sana çok kızgın ve kırgın olsam da, bunu sana yansıtmamaya çalışacağıma söz veriyorum. Gerçi, bu ne kadar umrunda, orası da tartışılır ama...
Seni kalbimin en derinliklerinde hissediyorum Lavinia, hatta her zerremde. Günlerdir, belki haftalar belki de aylardır aklımın bile her köşesine işlemeyi nasıl başardın bilmiyorum.
Seni 'hayatım' haline getirmem benim suçum değildi ama yine de özür dilerim.
Keşke zihnimden ya da kalbimden geçenleri okuyabilseydin. O zaman her şey o kadar kolay olurdu ki...
Şimdi ben sana yardım edeceğim. Sana sevdiğin adam hakkında olabildiğimce doğru bir şekilde bahsedeceğim, sen de bunu istiyordun zaten. Tek temennim, senin de benim gibi karşılıksız kalmaman.
Çünkü senin solan gözlerin, içime öyle bir dert oluyor ki... Bir de, elimden hiçbir şey gelmemesi...
Zor Lavinia, çok zor...
"Ece..." dedi sesi ilk defa bu kadar kısık ve boğuk çıkarken. Testi bana doğru salladı. "Bu ne demek? Hamile misin?"
Cevap veremedim, sadece daha şiddetli ağlamaya başladım.
Baran bir anda patladı, testi lavabonun kenarına fırlattı. "Cevap versene! Kimden bu? Amına koyayım nasıl olur lan bu? Kimden bu çocuk?!"
Bana doğru bir adım attığında geri kaçtım. O anki şaşkınlığı, o kadar büyüktü ki dudaklarından dökülen her kelime kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu. "Çocuk benden mi?" diye kükredi. Sesindeki o inkar beni mahvetti. "O gece... o geceden mi?"
Hıçkırıklarımın arasından yüzüne baktım. Bana her zaman tepeden bakan, beni küçümseyen o adam şimdi yıkılmış gibiydi. Ama canımı yakmasına izin vermeyecektim.
"Yok Baran!" diye bağırdım, sesim koridorda yankılandı. "Benden! Sadece benden! Sen bir şey yapmadın zaten, değil mi? Senin için o gece bir hataydı, bir çöptü! Şimdi gelip hesap soramazsın!"