Fırtınalı

Fırtınalı

  • WpView
    Reads 175
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 21
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jan 10, 2021
WpInfo
Fiction
Romance
Ben sadece küçük bir kızdım. Ben sadece bu kocaman dünyada ayaklarımı yerden kesen bir aşk arıyordum, Hissetiklerimin bedelini ödemeye razıydım Çünkü sevmek büyük bir bedel ödemekten farksızdı ne istediğine her zaman dikkat et derdi Annem , ancak bu önüme engel değildi. Çünkü o cüretkardı onunla herşey mümkündü, Dünya dönüyordu ancak o olmayanı olduruyor , nefesime nefes oluyordu . Biliyordum hissetiklerim benim için bile büyüktü. Ya bu büyüklüğün altında onu taşıtayacaktım yada ezilecektim! Fakat pişman olmıyacaktım yada keşklerim olmıyacaktı çünkü hikayenin sonunu görücektim. "Unutma hayatının nerde başladığı mühim değildir. Önemli olan nasıl ilerlediği ve senin nasıl ele aldığın önemlidir..." (1860 yıllarında italyanın güzel bir kasabasınında başlayan bir aşk hikayesidir hem gerçekliği hemde hayal gücü yansımıştır.) (Olay örgüsü belli bir süre sonra tamamen değişicektir.)
All Rights Reserved
#159
taht
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • ASENA
  • Gözler Aynı Sen
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • RUH-U REVAN
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines