İlk adım

İlk adım

  • WpView
    Reads 54
  • WpVote
    Votes 5
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Apr 22, 2020
WpInfo
Non-Fiction
Hayaller bir tohum gibidir. İlk önce var olmalılar. Sonra bu hayallerin nasıl yetiştirileceği öğrenilmelidir. Başlangıçta var olabilmesi için bulunduğu konumdan daha aşağıya konulur ve var olabilmesi için karanlığa baskıya maruz kalırlar tıpkı diğer tohumlar gibi. Kendi tohumlarına odaklananlar tohumun cinsine göre fidan olma yolundadır. Kimi zaman fidan çıkmayınca tohum suçlanacak ya da toprak suçlanacak işte bu da yetiştirenin sınavıdır. Hayallerine sahip çıkanlar tekrar o tohumu yetiştirmeye çalışacak ama bu sefer araştırarak, toprak türlerini , iklimlerini kısacası bu sefer ilim öğrenerek , ilmini öğrenerek ilmik ilmik işlicek. İşte böylece tohumdan fidana nasıl gidiliyor öğrenmiş olacağız. Tam bu esnada ister istemez bir rahatlama yaşıyoruz. Fidan nasıl olsa toprağa çıktı. Burası ikinci sınavın başladığı yerdir. Kimisi artık olayları akışına bırakır kimisi de artık sorumluluklarının üstüne gitmesi gerektiğini fark eder ama bu sefer bilir ki ilk başlardaki kadar iş zor değildir. Çünkü en zoru başardı.
All Rights Reserved
#375
ilk
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Halısaha |texting
  • Sessiz Yemin
  • Karven
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Vatan Uğruna

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines