'Yardımcı olmamı istermisiniz?'
Yumuşak ve güzel bir erkek sesi.
İrkildim, arkamı döndüm,yakışıklı ve pürüzsüz bir suratı olan yapılı bir genç adam, sanırım buranın görevlisiydi.
Yalnız gözleri biraz farklıydı.
'Korkuttuğum için üzgünüm,sadece yardımcı olmak istemiştim'
Tebessüm etti.Bende
gülümsedim.
'Sorun değil bayım, şey bu fanus niye boş'
'Sende diğerleri gibi beni deli zannetmiyceksen anlatırım'
'Tabii lütfen anlatın'
'2 ay önce nöbet sırası bendeydi.Buralardan garip bir ses duydum ve koşarak buraya geldim fanus kırılmıştı, bebek içinde yoktu.Çok korkmuştum o bebek lanetliydi sonuçta ve güçlü. Dış kapıdan sesler geldi, hemen oraya koştum. Silahımı hazırladım. Onun ölümsüz olduğunu biliyordum. Ama yinede kendimi güvende hissetmek istedim, yani sadece kendimi tatmin etmek için. Yavaş ve tamkinli adımlarla yürüdüm. Karşımda güzel bir genç kız ve elindede bebek. Ona bebeği bırakmasını söyledim. Bebeği kulağına yaklaştırdı, bir fısıltı duydum, ama kızın dudağı bile oynamamıştı. Bebekten geldiğine yemin edebilirim.'
Hiç kapanmamış bir dosya gibiydi Sinem'in geçmişi. Üzeri tozlanmış, adı anılmayan, ama hep orada bir yerlerde duran...
O gece acil servise giren yaralıyla birlikte, yıllar önce saklanan her şey bir anda yeniden can buldu.
Bir isim...
Bir bakış...
Ve susturulmuş bir hikâyenin yeniden başlaması.
Doğukan, geçmişi sırlarla örülü bir adam. Sessiz, kararlı, tehlikeli.
Ateş... Sinem'in çocukluğundan kalan tek iz.
Ve Sinem... Yaraları saran ama kendi içindeki yaraya yıllardır dokunmayan bir kadın.
Kaybedilen hayatlar, örtbas edilen suçlar, gömülen anılar...
Birlikte çözülen bir bilmece değil bu, parça parça açılan bir geçmiş.
Her adımda biraz daha yaklaşan tehlike.
Her göz temasında biraz daha derinleşen hikâye.
Bu bir hesaplaşma.
Ve bazı gerçekler, sustukça daha da acıtır.