Bazı sırlar vardır. Öğrenildiği anda insanı değiştirir. Ve bazı yaşanmışlıklar vardır. Akıl unutsa da yürek hiç durmadan hatırlatır. Aypare Ulusoy, ona ait olmayan bir dünyanın içinde boğulduğunda, yüreğine saplanan o sızıyla gerçekleri bulmaya çalışıyordu. Fakat her gerçek, onu benliğinden bir adım daha uzaklaştırıyordu. Gördüğü rüyalar artık rüya değildi. Duyduğu fısıltılar, dudaklarından dökülemeyecek kadar karanlıktı. Bir boşluğun hissizliğinde debelenirken, yalanların içinde rast geldiği tek bir doğruya tutundu: Alas Sipahi. Ateşe hükmeden ama yüreğine söz geçiremeyen o duygusuz hükümran... Yenilmez denilen o kalbin, tek bir ışık uğruna diz çökmesiyle tüm dengeler altüst olmuş; düzene çizilen sınırlar çoktan silinmişti. İntikam ve öfke aşkla harmanlandığında bu bir sonun değil, başlangıcın kehanetiydi. Yüzyıllardır saklı bu kehanet, kana bulanmış eller arasında fısıltı gibi yayılırken, kapana hapsolan gölgeler tek bir şeyi mırıldanacaktı: Kalp unutmazdı. Ve aşk alevlendiğinde, bazı ruhlar kül olmadan kavuşamazdı. ....
More details