HARABE
  • WpView
    Reads 778
  • WpVote
    Votes 285
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, May 24, 2020
Işıkları kapalı bir odada yatağa uzanmış, ikimizde tavana bakıyorduk. Sanki yıldızları görmek istiyorduk. İmkansızdı, bunu ikimizde adımız gibi biliyorduk, ama izliyorduk işte . Sessizce, konuşmadan izliyorduk, ruhlarımız bağırırken dilimiz susuyordu. Tavanı izlemeye devam ettiğimiz sırada sessizliği bozan Ege oldu. " Bizimki imkansız Ece." " Ne?" deyiverdim bir anda " İmkansız işte..." " Neden Ege? Bende biliyorum imkansız olduğunu ama..." devamını getirmedim " Ama...?" dedi yine o baş döndürücü sesiyle, " Ege... bizim aşkımız zifiri karanlık bu odada, tavana bakıp yıldızları görebilmek kadar imkansız. Ama ben yıldızları görebiliyorum Ege . Peki ya sen ? Sen görebiliyor musun yıldızları? " N' olur evet de Ege. ' Görebiliyorum Ece.' de, ama demezsen de anlarım . Biliyorum acı çekerim, ama susarım, belkide giderim... " Ece... " ××× Yepyeni bir kurguya ne dersiniz? Ege nin" Ambulans çağırın! " diye haykırdığını hatırlıyorum, " Seni çok çok seviyorum Ece. Şimdi beni bırakmayacaksın, değilimi ? " - Lady Stawbery...
All Rights Reserved
#243
şiddet
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • RUH-U REVAN (Askıda)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • ASENA
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Gözler Aynı Sen
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines