Story cover for Kurtar Kendini by geceniinkalbi
Kurtar Kendini
  • WpView
    LECTURAS 859
  • WpVote
    Votos 258
  • WpPart
    Partes 11
  • WpView
    LECTURAS 859
  • WpVote
    Votos 258
  • WpPart
    Partes 11
Continúa, Has publicado may 14, 2020
''sarılsak geçer mi?''

Annesini çok küçük yaşında kaybetmiş olmasına rağmen gayet varlıklı olan teyzesi ile yaşayan Yağmurun hayatı, en yakın arkadaşının kaybolmasıyla alt üst olur. Çok yakın olan bu 3 arkadaş, içlerinden birinin lunaparkta kayıp olmasıyla geriye kalan iki kişinin de yollarını ayırır. Annesini ve En yakın arkadaşını aynı lunaparkta kaybeden Yağmur, yurt dışında geçirdiği yaz tatilinin ardından, lise son sınıfı okumak için geriye döner. Ama hiç de beklenmeyen bir misafir ile, bir zamanlar en yakın arkadaş olan iki yabancı, bir araya gelmek zorunda kalır. Bunca olayın arasında okulda, herkesin en özelinin paylaşıldığı bir site açılır. 
Sorunlar durmaksızın ikiye katlanırken, birbirlerine sarılırlarsa her şeyin geçeceğini umut ederek hayata tutunmaya çalışan beş arkadaşın hikayesine hazır mısınız? Çünkü onlar savaşmaya hiç bu kadar hazır olmamışlardı...

'' Evet Yağmur, sarılırsak geçer.''
Todos los derechos reservados
Regístrate para añadir Kurtar Kendini a tu biblioteca y recibir actualizaciones
O
Pautas de Contenido
Quizás también te guste
SİYAHIN BEYAZI  de Mira_06_31
8 partes Continúa
Mihra Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Mihra Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Mihra, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Mihra'nın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Mihra kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Mihra'yı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Mihra olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.
Quizás también te guste
Slide 1 of 10
SİYAHIN BEYAZI  cover
DELİ YÜZBAŞI (+21) cover
LARA'M (+21) cover
Gerçek Ailem~ Eliz cover
Kurbanlık Öküz cover
 ABİLERİM Mİ? cover
ISSIZ ADA (+18) cover
KURTBEY cover
Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM  cover
Savcının ailesi (Gerçek ailem) cover

SİYAHIN BEYAZI

8 partes Continúa

Mihra Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Mihra Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Mihra, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Mihra'nın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Mihra kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Mihra'yı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Mihra olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.