İZMİHLAL
  • WpView
    Reads 191
  • WpVote
    Votes 12
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, May 21, 2020
Onlar iki zıt kutup. Ay ve güneş misali. Masum, günahkârın koynunda yeşeren o kokuyla hayat bulmuştu. Ruhuna ilmik ilmik işleyen sevda, o muzdarip gecede, şeytanın kahkaha nidaları eşliğinde körpelenmişti. Günahkar, şeytanın ininde yaşayan, her soluğu ölümün kanlı kokusuna karışan, düşünceleri vesveseler ile anlaşma yapan biriydi. Ta ki hiç tatmadığı o sevda, yüreğine tomurcuklarını ekip, filizlenene kadar. Ve Yangınların tam ortasında kalan o adam, atlantisin sahibi olan kadından, bir damla su dilenir olacaktı. Ama her ikisininde bilmediği sırlar vardı. O sırlar, bir vedanın en tufanlı kasırgasıyla karşı karşıya bırakacaktı onları. En büyük imtihanın kucağına düşecekler, hissiyatları savaş açacaktı sevdalarına. ______________ Hikaye başlama tarih;22.05.2020 Eser tamamiyle kendi kurgum olup,çalınması yahut kopyalanması durumunda yasal işlem başlatılacağından şüpheniz olmasın!
All Rights Reserved
#434
yiğit
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • ASENA
  • RUH-U REVAN
  • Gözler Aynı Sen
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines