"Bana öyle bakma." dedi Murat.
"3 hafta önce bana böyle baktın."
"Sen papağan değilsin ama."
"Papağanlar sesi taklit eder, bakışı değil."
"Soğukluğun sesini bakışlarında duyuyorum Sena, yapma."
"Daha farklı bakmayı ben de isterdim."
Büyük el küçük eli içine alıp sıcaklığını bulaştırdı.
"Sana öyle bakan ben değildim, sinirliydim Sena."
"Sinirliyken değişebiliyor demekki hislerin. Hani o sağlam kökler? Ah, doğru ya! Kurgularımdan ibarettiler."
Büyük el küçük ele hakim olur gibi onu sıkıca kavradı.
"Sinirliyken de kalbimdeydin Sena. Ama gözlerim bağlanmış gibiydi, göremedim seni özür dilerim."
"Başka diyeceğin bir şey var mı?"
Küçük el büyük ele direnmeye başladı.
"Seni daha çabuk bulabilmeyi isterdim."
Küçük el, büyük elden bağımsızlaştı. Küçük ayaklar büyük ayaklardan hızla uzaklaştı. Geriye birbirine gitgide yaklaşan iki büyük kalp kaldı.
"Üsteğmen... Evlensen ya benle."
Dört kelime.
İki hayatı bilinmez bir oyuna sürükleyen dört kelime.
Peri'nin sığınacak bir liman ararken tutunduğu tek adam.
Ve Mahir'in aklını susturup kalbini dinlemek zorunda kaldığı tek kadın.