YAŞAM MELEĞİ (Kitap Oldu!)

YAŞAM MELEĞİ (Kitap Oldu!)

  • WpView
    Reads 118,517
  • WpVote
    Votes 5,747
  • WpPart
    Parts 46
WpMetadataReadComplete Wed, Mar 26, 2025
WpInfo
Fiction
Romance
Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak misaliydi O'nunki... Kayra'nın tek istediği sahil kenarında biraz hava almaktı. Öylece yürüyordu taa ki karşısından gelen eli silahlı adamları görene kadar... Kayra karşısındakilerin ona doğru koştuğunu fatketmesiyle herkesin verebileceği gibi bir tepki vermişti. Tabiki de kaçmıştı. Eli silahlı adamlarla baş edemezdi ki Kayra... Gece yarısı karanlık sokaklarda koşturdu aralıksız ama etrafta yardım isteyebileceği kimse yoktu. Bir arabanın yanından geçerken arabanın açık olmasını fatketmesiyle arabaya bindi ve yere oturdu. Farketmemişlerdi Kayra'yı ve hâlâ koşmaya devam etmişlerdi. Ayak seslerinin uzaklaştığını farkeden Kayra arabadan inmeye karar verdiği esnada tekrar ayak sesleri duymasıyla olduğu yerde kalır. Ama bu sefer gelenler farklıdır. Arabanın sahibi gelmiştir. Şoför patronunun binmesi için Kayra'nın tam karşısındaki kapıyı açar ve adam yanına biner. Kayra ise adamın hemen ayak ucunda oturuyordu ve adam onu farketmemişti. Adam ceketini düzeltirken Kayra'nın dikkatini bir şey çeker. O da adamın belindeki silahtır. Yani ciddi ciddi Kayra yağmurdan kaçarken Miraç'ın dolusuna tutulmuştu... "İmkansızları yaşamak mıdır sevmek? Yoksa severken imkansız mıdır yaşayabilmek?"
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • 𝖢𝖠𝖭𝖧𝖨𝖱𝖠Ş •𝖣İ𝖫𝖣𝖠𝖱•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR....
  • Kalbim Birliği BxB
  • Derin(Gerçek ailem)❆
  • Acımasız Ağa(Tamamlandı✓)
  • Sen ve Ben
  • MİNEL
  • Sirayet|Texting
  • BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ
  • Milli Tasarımcı // Yarı Texting
  • Söyle Bana Demonio

"O silahı elinden indir!" dediğimde, yan duran vücudunu ağır ağır bana doğru çevirdi ama o silah abimin alnına daha da bastırıldı. Yüzündeki sinsi tebessüm meydandaki herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. "Yoksa?" diye soruşu, meydandaki bütün insanları endişelendirmeye yeterdi. Kalabalığın nefesi bir anlığına tutulmuş gibiydi. Çenemi herkesin inadına dikleştirip, gözlerimi onunkilere kilitledim. "Yoksa sana yemin olsun! Bu meydanı kanınla yıkarım!" diye bağırdım. Sözlerim gökyüzüne çarpıp geri indi, meydanda taş kesilmiş onlarca insanın üzerinde yankılandı. "Efsun!" diyen abime bakmadım. Gözlerim, kanla kaplanmış yüzüne kayacak olursa gardımın düşeceğini biliyordum. Onun bitap nefesi bile içimdeki öfkenin dengesini bozabilirdi. "Demek kanım ile yıkarsın ha!" dediğinde, fısıltısı bile meydanı inletti. Sanki rüzgar, sesi alıp bütün taş sokaklara taşıdı. Kalabalık tek bir ağızdan derin bir nefes aldı, kimse kıpırdamaya cesaret edemedi. "Azad ağa, yaparım bilirsin! Bu seni ilk vuruşum olmaz!" deyişimin ardından kaşları çatıldı. Çelik gibi bakan gözleri bir anlığına karardı. O an kalabalıktan birkaç kişi korkuyla geriye doğru koştu; ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Koskoca Mardin! Her taşında kanın, her sokağında intikamın yankılandığı o şehir... En iyi o bilirdi; yıllar önce nasıl AZAD KARAASLAN'ı gözümü bile kırpmadan vurduğumu. O gün güneş batmamıştı sanki, Mardin yasa bürünürken Diyarbakır'da zılgıtlar eşliğinde birçok kapıda düğün yapılmıştı. Gözyaşı ile kahkaha aynı anda yükselmişti gökyüzüne. Ben, EFSUN ŞANLI... Yıllar önce babamın kanını akıtan adamın kanını bu meydanda dökmüştüm. Zerre korkmadan, zerre aşkımı aklıma getirmeden. O an kalbimde ne kadınlık ne merhamet kalmıştı; sadece intikamın soğuk ve keskin tadı vardı.

More details
WpActionLinkContent Guidelines