Story cover for MEKTUP by BCsknr
MEKTUP
  • WpView
    Membaca 605
  • WpVote
    Vote 36
  • WpPart
    Bab 5
  • WpView
    Membaca 605
  • WpVote
    Vote 36
  • WpPart
    Bab 5
Bersambung, Awal publikasi Sep 05, 2014
"Gizemli bir mektup, bulunmayı bekleyen. Ve habersiz bir kız, gizemine kapılan."

Ally Green.

Bu isim... O benim. Sıradan bir hayata sahip biri. Soluk renklerle ve cansız dallarla dolu bir hayata... Uçsuz bucaksız bir kuyu gibi, içine düştüğüm ama bir türlü kurtulamadığım bir grilik. Ve ona ayak uydurdukça solan biriyim ben, ruhsuz.

Derken, keşfettiğim bir yer beni bundan kurtardı. Şu hapsolduğum kuyuda sığındığım, hayatımın renklendiği, arada soluklanabildiğim bir yer burası; benim gizli bankım.

Bankım ve ben her gün insanları izliyoruz. Şarkılar dinliyoruz veya sadece gelip geçen metroları seyre dalıyoruz; rutin işlerimiz bunlar. Ancak bir gün, ikimiz de bunlardan farklı bir tepki verdik: şaşırmak.

Bir tür... mektup buldum. Sahipsiz, kime gönderildiği belirsiz bir mektup. Ama... ben onu okudum.

Gizemli mektubu.

*

Tanıtım ve ilk bölüm 6 Eylül 2014 tarihinde yayımlanmıştır.
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang
Daftar untuk menambahkan MEKTUP ke perpustakaan kamu dan menerima pembaruan
atau
#3bank
Panduan Muatan
anda mungkin juga menyukai
AZE oleh kelebekleroldu1
35 bab Bersambung
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
anda mungkin juga menyukai
Slide 1 of 10
AZE cover
MEHİR(Gerçek Ailem) cover
SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting cover
Abilerim cover
BALLICA MAHALLESİ cover
ASYA (TAMAMLANDI) cover
Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) cover
Lise Son | Texting cover
ASENA cover
Divane •Text• cover

AZE

35 bab Bersambung

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.