AŞK'I SAYHA
Sevdiğini söyleyemeyen her erkek, geri dönen mektup şiirini okur. Çünkü bazı aşklar, sahibine dönmekten başka gidecek yol bulamaz."
Bir yanda ay-yıldızlı bayrağa söz vermiş, dağlarda yankılanan postalların sahibi, vatanın gözü pek neferi Mir Agâh Bozdoğlı... Diğer yanda ise onun en büyük imtihanı; gözünün bebeği, evinin emaneti Hazelin Rajwa.
Agâh için vatan namustur, emanet ise can... Dağlarda kurşunlara göğüs gererken geri adım atmayan o koca yürekli asker, konağın kapısından içeri girdiğinde kendi kalbinin esiri olur. Hazelin onun için Lebbettülayn'dır; baktığı her yerde gördüğü o eşsiz nur. Ama töre der ki, gelenek fısıldar ki: "Emanete göz dikilmez."
Agâh, gönlündeki ateşi söndürmek için "Sen benim kardeşimsin, ben senin Agâh abinim" dedikçe; Hazelin'in dünyası başına yıkılır. Genç kız için o sadece bir koruyucu değil, Kurretülayn'dır; yani gözünün tek aydınlığı. Dili "abi" demeyi reddederken, kalbi "Mir" diye çarpmaktadır.
Konağın avlusunda Hazelin bir gül goncası gibi güzelleştikçe, kapıyı aşındıran her talip Agâh'ın göğüs kafesine bir mermi gibi saplanır. Vatanı koruyan o çelikten irade, Hazelin'i başkasına verme ihtimaliyle sarsılır.
"Söyleyemediği her sevda sözü, Agâh'ın cebinde hiç postalanmayacak o mektuba dönüşür. O mektup döner dolaşır, yine kendi yaralı sinesine vurur."