YANIBAŞIMDA

YANIBAŞIMDA

  • WpView
    Reads 1,903
  • WpVote
    Votes 106
  • WpPart
    Parts 6
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Oct 7, 2014
‘’Aşk iki kişiyle oynanırdı ve her zaman iyi olan kaybederdi.’’ O kaybetmişti. Sevmişti çünkü, gereğinden fazla. Mısra, üst düzey utangaç, sadece ve sadece yakın olduğu kişiler arasında çenesi bir türlü kapanmayan, fazla neşeli ve hareketli, kendini her koşulda rezil etme yeteneğine sahip, alabildiğine inatçı bir genç kız... Bu berbat özelliklerinin bir tanesi de aşık olmak, bir kişiye normalden çok bağlanmak. ‘’İnsanoğlu sevdikçe bağlanır, bağlandıkça sever, sevdikçe üzülür.’’ Mısra biliyordu bunu, saplantı haline getirdiği çocuk ani bir kararla okul değiştirdiğinde net bir şekilde öğrenmişti. Onu unutabilmek için birçok kişiye aşık olmayı denemişti fakat başarılı olamamıştı, ta ki onu tanıyana kadar: Efe Çağlar. Efe sessiz, içine kapanık, Mısra kadar olmasa da utangaç, arkadaşları arasında sevilen, komik, Mısra’nın alışık olmadığı, farklı biriydi. Peki ya Mısra onu tanıdıkça tekrar üzülüp acı mı çekecekti? Yoksa birdenbire hayatına giren bu çocuk ona iyi mi gelecekti? Bunu zaman gösterecekti.Ama emin olduğu tek şey onun da gitmesini istemediğiydi. O da giderse? Ya Efe de giderse? İşte bunu kaldırabileceğinden emin değildi.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT
  • Sirayet|Texting
  • ALİN | Gerçek Aile
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • KORKUT / bxb
  • Mafyaymısmıs
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines