Annesi ve babası tarafından sembolik olarak terk edilen bir kız ve farklı yerlerden gelen yolların aynı şehirde kesişmesinin hikayesi…
Kötü bir çocuk, masum bir kız, ya da tam tersi değil…
Francisco’nun yan rollerden olduğu, başrolün fazla dikkat çekmediği sıradan bir hayat, ne kadar absürt bir hale getirilebilirse o kadar…
Duygusal desen değil, macera da sayılmaz… mizah da olması gerektiği kadar.
Hayatın kendisinden bir tık ilerde, filminin çekilmesinden bir tık geride.
Güneş ve dünya arasında kalmış, sadece bazı pencerelerde anlam taşıyan bir ay gibi… Bu bir otobüsün penceresi de olabilir, bir yurt odasının penceresi de…
“Bavulumda tek bir teselliyle ayrılıyorum bu şehirden. Ay beni asla terk etmeyecek.”
Yaş Farkı Vardır (9 yaş)! Lütfen bunu bilerek okuyunuz...
Atabey Ailesi yıllardır yaptığı mafyacılık işlerine son verip emekliye ayrılmıştı. Çağlar Atabey 4 oğlu, karısı ve yakın aile dostlarıyla huzurlu hayatının tadını çıkartıyordu. Ta ki bir gün şirketine bir mektup gelene kadar... Yıllar önce ölen kızının aslında yaşadığını ve ölü bir bebekle karıştığını söyleyen bir mektupla bütün dengeler bozulur. Bir yandan hasta annesi ve öfkeli babasıyla uğraşırken okumaya çalışan Çiçek bir yandan da şehit sevgilisinin yasıyla kavruluyordur. Bunun üzerine bir de yıllar önce karıştığını öğrenen Çiçek'i karmaşık günler bekliyor.