Bir Parça Mutluluk Yeter (DÜZENLENİYOR)

Bir Parça Mutluluk Yeter (DÜZENLENİYOR)

  • WpView
    Reads 1,128
  • WpVote
    Votes 453
  • WpPart
    Parts 5
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Aug 12, 2020
Her yeni doğan bir bebek canından can koparılmışcasına ağlar. Peki, neden gülmek yerine ağlar hiç düşündünüz mü? Onlar bu hayatın en temiz, en masum varlıkları değiller mi? Yoksa bizler gibi masumiyetlerini kaybedeceklerini bildikleri için mi ağlıyorlar? Onların düşünceleri, hisleri, duyguları var mı ki? Peki, bir insan masumiyetini ne zaman kaybeder? Bir yaşı, zamanı, mekânı var mı? Bence bir geçmiş gibi geleceğimizde gözlerimizin önünde akıp gidiyor ve biz buna rağmen yanlış yollarda yürümeyi tercih ediyoruz. Masumiyetimizi, saflığımızı, o tertemiz hayatımızı kendi ellerimizle kirletiyoruz. Beklide bizi bunu yapmaya iten yaşadığımız hayatın ta kedisidir. Bu hikâyede Uğur'un doğar doğmaz neden ağladığını, Hale ve Serap'ın hayatın zorluklarına rağmen hâlâ bir umutla hayata tutunmalarını, Erkan'ın masumiyetini, nasıl hayatını kirlettiğini ve bunu ona yapmaya zorlayan zorlukların neler olduğunu göreceksiniz. Eminim ki bu kitabı okumadan önceki siz ve okuduktan sonraki siz, siz olmayacaksınız.
All Rights Reserved
#16
hale
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting
  • Sirayet|Texting
  • KORKUT / bxb
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • ALİN | Gerçek Aile
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • Mafyaymısmıs

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines