RUHUN BANA EMANET

RUHUN BANA EMANET

  • WpView
    Reads 24,365
  • WpVote
    Votes 2,243
  • WpPart
    Parts 37
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Dec 13, 2020
Karanlığın çöktüğü bir saatte korkusuzca bir kız ara sokaklara daldı. Amacı ise her zamanki gibi aynıydı. Ruhunu iyileştirebileceğini düşüneceği bir suçlu bulmaktı. Kulağa ne kadar da saçma ve anlamsız gelse de bu kız bu konuda kararlıydı. Masal Dinçer o okuduğunuz diğer karakterler gibi değildi. Olamazdı... İntikam ateşi ile yanıp tutuşan bir adam tüm dünyayı yakmaya hazırdı ve bunu yaparken gözü hiç kimseyi görmüyordu. Ama biri çıktı karşısına ve hayat artık eskisinden daha karışık, daha kalabalık olacaktı. bu adamın adı Savaş Atamandı. Bu iki karakterin bir ara sokakta başlayan tanışması, belki hiç de azımsanmayacak bir biçimde hızla ilerleyecek ve birbirlerinin ruhlarına merhem olacaktı.Kim bilir... Geçmişte yaşanılan farklı acılar, geleceği şekillendirebilir miydi? Kader, hangi noktada insanla kesişirdi? Tüm soruların cevaplarını, onlar benim hikayemde yaşayarak bulacaktı. Hikayenin tüm hakları bana aittir. (02.07.2020) SELİN
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • ASENA
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • RUH-U REVAN
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • Gözler Aynı Sen
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines