Filtre
  • WpView
    Reads 146
  • WpVote
    Votes 32
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Jul 9, 2020
Hayatın renklerini özledim. İnsanların yok ettiği dünyayı özledim. Duyguları bilmek istedim, en azından sadece anlamlarını. Sevmenin ne demek olduğunu bilmek istedim, özlemenin ne demek olduğunu bilmek istedim. Bunlar bu dünyaya ait duygular değil miydi acaba? Ben bu dünyaya ait olmadığım için mi hissediyordum tüm bu duyguları? Neden bu duyguları diğer insanlar hissedemiyordu? On beş yaşında öğrendim ben güneşin ne olduğunu. Kitaplar anlattı bana güneşin ne olduğunu, onlar öğretti bana güneşi. Yirmi yaşına geldim şimdi, dünya hakkında çok az şey biliyorum. Aslında dünyayı değil de daha çok kendi dünyamı biliyorum, içimdeki baharı biliyorum. İçimdeki baharla yaşamaya karar verdim bu yüzden. İçimdeki bahar bana yaşam sevinci veriyor, hayatı bana daha çok sevdiriyor. Gerçi içimdeki bahar bana ölümü bile tatlı kılar, ölüm bile içimdeki bahar gibidir benim için. Her şey bahara benzer, sevdaya benzer. Gözümün önüne çekilen bu filtreden kurtulmak istiyorum, hayat sırrına erişmek istiyorum. Hayatımızın kararacağı günü beklemiştik renkleri fark etmek için.İşte o zaman fark edecektik hayatımızın ne kadar değişeceğini. Bunaltacaktı hayat bizi. Bu siyah beyaz renklere mahkûm olacaktık. Diğer renkler ise hayatlarımızdan tamamen silinip gidecekti. Unutacaktık diğer renkleri. Hayat ne sıkıcı olurdu değil mi renkler olmasaydı? Dünya rengarenk iken bile insanlar bunalıma giriyorsa düşünün; siyah beyaz bir dünyayı kim kaldırabilir? Hayatı keşfetmek istiyorum artık ben, filtremden sıyrılıp hayatı renkleriyle görebilmek istiyorum. Güneşi mesela, onu da renklerlerin olduğu bir dünyada görmek istiyorum. On beş yaşında ne olduğunu kitaplardan öğrendiğim güneşi. Kitaplar her şeydir, bana dünyayı kitaplar öğretti. Gözlerimle öğrendiğim dünyayı görmek istiyorum artık. Sevda'mla.
All Rights Reserved
#444
bahar
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • KROM VE KEMİK
  • Vortaris
  • NEHY-KİMSEDEN SONRA | DİSTOPYA
  • DUHUL
  • On Üçüncü Pay
  • Albay Kızı
  • YAPAY KALP +21
  • Asena deniz (gerçek ailem)
  • ŞAHMARANLAR ( AŞİRET AİLEM )
  • KIYAMET TOHUMLARI

"Yukarıda, bulutların üzerindeki o steril fanusta yaşayanlar için hayat bir oyundu. Aşağıda, çamurun ve pasın içindeki bizler içinse sadece nefes alma savaşı." Adım Yenal. Ama bu lanet şehrin arka sokaklarında, neon ışıklarının altında bedenimi ve yumruklarımı satarken herkes bana Nox der. Kurallarım basitti: Asla güvenme, asla yalvarma ve tek varlığım olan kardeşini hayatta tut. Ta ki o geceye kadar. Pars... Şehri yöneten Konsorsiyumun tek varisi. Damarlarında kan yerine sıvı altın akan, insanlara baktığında sadece fiyat etiketleri gören o kibirli prens. Beni o kulüpte, ayaklarının dibine atılan paraları toplarken izledi. İğrendi. Aşağıladı. Ve sonra, hayatımın iplerini eline aldı. Kardeşimi yaşatmak için, nefret ettiğim o adamın dünyasına girmek zorundayım. O, beni satın aldığını, bana sahip olduğunu ve irademi kırabileceğini sanıyor. Beni evcilleştirebileceğini sanıyor. Ama unuttuğu bir şey var: Sokaklar, saraylara benzemez. Ve biz sokak köpekleri, tasmamız ne kadar sıkı olursa olsun, ısırmaktan vazgeçmeyiz. Biri kromdan bir tanrı, diğeri etten ve kemikten bir isyancı. Biri yok etmeye, diğeri hayatta kalmaya yeminli. Mülkiyet yasaları, kalbin ritmini durdurabilir mi?

More details
WpActionLinkContent Guidelines