*****
"Saçların uzunmuş.." dedi ama tereddütü epey açıktı adamın.
Ama bugün denilenden sonra yanlış anladı kız, adamın bundan rahatsız olduğunu düşündü nedense, daha yeni görüyordu Giray saçının hepsini. Tam olarak olmasa da düğünleri bile olmuşken saçını açmaktan çekinmemesi gerektiğini düşünmüştü, helaldi artık sonuçta... Aynadan onunla göz göze gelince sordu aynı tereddütle, "Keseyim mi yani?"
Giray kaşlarını çattı kızın tavrıyla, ilk tanıştıklarında her lafıyla bir kasırga koparacak kadar kesin olan Dilrûba artık her daim kırılgandı.. Artık evli olduklarında, kocası sıfatı taşıdığından mıydı bu tavrı?
Bazen düşünüyordu, ona yardım edeyim derken bastırmış, ya da ezmiş miydi hiç? Boyun eğmeye mahkum mu hissettirmişti?
Düşündüğüyle kendine olan öfkesini atamadan sordu kıza, "Niye kesecekmişsin?"
"Dökülür belki. Aynı odada olacağız ya.." yutkundu, boğazını tazeledi ama sözlerini tazeleyemedi, ne diyecekti ki? Bilemedi Dilrûba.. "Dağılır her yere." Giray rahatsız olurdu belki kendisinden parçaları her yerde görürse.. Onun konuyu açmamasını uzun bir süre aynı odada kalacaklarına yormuştu çünkü..
Gözlerini kızdan ayırmadan yaklaştı Giray. Bakışları onun uzun saçlarını okşasa da eli çekindi, mahrum kaldı bu tatlı zevkten, "Dökülsün.." dedi yumuşakça,
Ben toplarım senin ardından.' dedi içinden, 'Bir de saklarım, kimseler göremez, benim mahremim olur..'
'Senin gibi...'
Saçlarını tutarak hafifçe tebessüm etti Dilrûba, "Salık gezmem o zaman, fazla dökülmez.." dedi ama saç değildi tam olarak kastettiği. Hayatında bana dair pek bir iz bırakmam, rahatsız, olmazsın diyordu..
Şu akşamdan itibaren herkes biliyordu evli olduklarını... O yüzden sanki iki gün önce değil de şimdi kıyılmış gibiydi nikâhları.. Öyle hissediyordu.
"İstediğin gibi gez, nasıl rahat eder, nasıl istersen.."
Babasının ve annesinin yaşadığı aşkı sadece o döneme ait kılınmış, gerçeğe dönen bir masal gibi gören Rüzgar, aynı hislerin kendisinde vuku bulduğunu anladığı zaman 17 yaşındadır. Farklılıkları hep seven, tüm genç kızlarda gizemiyle merak ve yakışıklılığıyla hayranlık uyandıran, ketum, kafasındakileri insanlarla paylaşmayı hiç sevmeyen bir gençtir.
Yetim doğan, annesinin sevgisizliğiyle büyümüş, ismi kadar narin bir kız olan Eva Çiçek, Devran ailesiyle tanıştığında, içlerinde en anlaşılmaz ve tahmin edilemeze aşık olacağını bilemezdi. Naif görüntüsüne zıt, hayatta birçok defa yere düşüp kalkmasını bilmiş, sarışın güzel genç adamın hayatına karışmasıyla yepyeni bir hayata başlar.
Eva, Rüzgar Devran'ı aile içinde, arkadaşları arasında ve yalnızken olmak üzere 3 şekilde de tanımaya fırsatı olacak tek insan olduğunun bilincindeydi.
Eva Çiçekle birlikte uçsuz bucaksız dünyalara yelken açacaktı Rüzgar Devran. Yelken yoktu, tekne de yoktu. İlk kural buydu, sınır koymamak ve ucu bucağı düşünmemekle başlıyordu.
Farklı dünyalar, gerçek hayatla örtüşen replikler, ergenlikten uzak, ergenlik döneminde filizlenen olgun bir aşkı okumak isteyenler için.
Tutkuyla Harmanlanmış Bedenler'deki Acar Devran ve Elvin Duru Devran'ın üçüz çocuklarından Rüzgar Devran'ın hikayesidir. Okumak için, THB okumanıza gerek yoktur.
***
Kapak Tasarımı: petitefraises