Bozuk 2

Bozuk 2

  • WpView
    Reads 90
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 17
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Apr 22, 2024
İnsanlar çoğu zaman konuşmadığım için içimdeki seslerle tartışan biri olduğumu düşünürdü. Oysa benim tek hissettiğim şey sonsuz boşluktu. Yataktan çıkmak çok yorucuydu, yemek yemek vakit kaybından öte değildi. Nefes almak, hayatta kalmak, yürümek bile benim için zorlu bir çabaydı. Tanrının bana yarattığı bu kader çizgisinde karşıma çıkardığı sınavlardan acıdan başka öğrenmem gereken şey neydi? Hayallerim ya da olmak istediğim kimse yoktu, asla da olmayacağını düşünürdüm. Hatıraların ağırlığıyla tozlanmış o odada bir gün kendimi asacağıma oldukça emindim ama o her şeyi değiştirdi. Her sabah onu görmek için uyanmaya etrafa attığı neşeli bakışların hedefi olabilmek için çırpınmaya başladım. Sevgisini söylemekten ve göstermekten çekinmezdi, ailesi onu böyle yetiştirmişti. Benim aksime her daim parıl parıldı. Gözlerinin değdiği her köşeyi ısıtan bir güneş gibiydi ama mutsuzdu. Benim sandığımdan daha mutsuzdu ve bunu herkesten nasıl saklayacağını çok iyi bilirdi. Beraber mutlu olabileceğimizi sanmıştım. Ömrümde ilk defa hayatın bana bir iyilik yaptığını düşünmüştüm. Oysa Tanrının sandığımın aksine daha farklı planları vardı. Beni öldürmekten vazgeçmişti çünkü acı çekip yakarışımı görmek O'nun için her zaman daha eğlenceli bir yol olacaktı. Bu hikayede oluşturulan olay kurgusu tamamıyla hayal ürünüdür. Cover Image By: Roberto Ferri (Requiem)
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • ALİN | Gerçek Aile
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • Sirayet|Texting
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • KORKUT / bxb
  • Mafyaymısmıs

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines