MANKEN//BxB(GAY)

MANKEN//BxB(GAY)

  • WpView
    Reads 3,548
  • WpVote
    Votes 292
  • WpPart
    Parts 18
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Oct 25, 2020
"BULDUM!" Çise'nin birden bağırması üzerine Vera ile irkilmiştik. Duygusala bağlayacakken böyle bir şey beklemediğimizden korkmuş olmalıydık. Hemen toparlanıp meraklı gözlerimizi Çise'ye dikerken o koltuktan kalkıp önümüze dikilmişti. "Kutan manken aradığını söylemişti. Ya o kız arıyordu sanırım ama bir şekilde hallederiz. Sanırım birkaç şirket katalog çekimleri için manken arıyormuş." Tereddütle gözlerine baktım. Yıllardır denediğim halde hiç kabul edilmemiştim bu yüzden manken olabileceğime dair inancım neredeyse hiç kalmamıştı. Sadece arada hayallerimi asla bırakmamam gerektiğini hayırlatan iç sesim sayesinde ayaktaydı manken olma hayalim. "Ya merak etmeee. Bu sefer başaracaksın. Hem baya iyi para veriyorlar Onat manyağından da kurtulursun ne güzel." "Bak işte şimdi tam oldu. O ruh hastasından kurtulmak için her şeyimi veririm." Baş parmağını kaldırıp gülümsedi ve eline telefonu alıp onunla ilgilenmeye başladı. Vera ile el ele tutuşup heyecanımı gidermeye çalışırken bir süre sonra yine Çise konuşmaya başladı. "Tamamdır. Yarın iş görüşmesine bekliyorlarmış. Okuduğunu söyledim ona göre program ayarlayacaklardır bir de yarın çok önemli bir şirketin sahibi de orada olacakmış. Seni beğenirse kesin katalog çekimlerine alır diyor." "Bekle beni şirket sahibi! Baybars Tütün geliyor!" ••• Not:BxB hikayesidir. Rahatsız olacakların okumamasını tavsiye ederim.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • Mafyaymısmıs
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • KORKUT / bxb
  • Sirayet|Texting
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • ALİN | Gerçek Aile

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines