Gözleri alev alev parlayan korkunç yaratık bana doğru hırlayarak yaklaşmaktaydı. Yaratığın gözleri kan kırmızısıydı, upuzun ve keskin dişleri vardı, ağzının kenarından salyalar akıtarak açlığını adeta nefret ve öfkeyle dışa vuruyordu. Kaçacak yerim kalmamıştı, sonumun geldiğini iyi biliyordum, ben artık bu ne olduğu belli olmayan virüsün etkisi altında kalan sevgilimin akşam yemeği olacaktım büyük ihtimalle. Yaratık bana doğru iyice ilerleyerek tam önümde durdu, korkudan titreyerek yaratığa bakıyordum, kafasını hafif sağa yaslamış sinirli bir şekilde gözleri ile beni inceliyordu, akşam yemeğinin acı çekmesininden zevk alıyordu resmen, bu sadece yemekten önce küçük bir gösteriydi onun için. Kafasını bana doğru daha da yaklaştırarak nerdeyse o ölüm kadar soğuk tenini yüzümde hissetmeme sebep oldu, kafamı sola çevirerek bu kadar yakın mesafeden karşımdaki korkunç varlıkla göz teması kurmaktan kaçındım, yüzüme vuran nefesi benim kalan son cesaret zerremi de götürmek üzereydi, bornundan derin bir şekilde bir kaç kez nefes alıp kokumu iyice içine çekti, korkunun kokusunu benim benliğim üzerinden çalıyor gibiydi adeta. Hala onunla göz teması kurmamaya gayret sarf ediyordum, sivri dişlerini vücuduma geçirmek üzere olduğunu tüm valığım ile iyi biliyordum.
Bir kaldırımın köşesinde buldum hayalimi.
Gözlerimi kapattım, bıraktım avucuna kalbimi.
Dedi ki, sonuna kadar tutacak mısın elimi?
İçimden cevapladım, birlikte tırmanacağız tüm merdivenleri.
Mumlar üfledim, dilekler diledim.
Kayan her yıldızda adını sayıkladı dilim.
Ve o bana doğru tek bir adım geldiğinde
Ben hiç gitmesin diye bütün yolları denedim.
🏀
"Doruk?" dedim heyecanla. Bakışları yüzümde oyalanmaya devam ettikçe duramadım yerimde. Bir şey söyleyecekti. Bir şey söylemek için buradaydı. "Kaptın mı formayı?"
"Feza," dedi ve seri adımlarla ona doğru ilerlediğim sırada o da birkaç adım yaklaştı bana. Sadece ismimi söylemişti ama heyecanını yansıtması için bu yeterliydi. Devam etmesini beklerken kalbim yerinden çıkacak gibiydi. "Kaptık formayı."