ARAFTA KALAN RUHLAR ÖLMEZ

ARAFTA KALAN RUHLAR ÖLMEZ

  • WpView
    Reads 33,790
  • WpVote
    Votes 2,333
  • WpPart
    Parts 15
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Jun 10, 2021
"Biliyorum,"dedi kemikli, iri elini sertçe belime yerleştirerek.Arzu, şimdi ikimizin de gözlerine inen birer perdeydi. "Sen de biliyorsun,"ve kulağıma, tüm günahlardan daha günahkar bir şey fısıldadı."Şu an tam olarak kucağımda, istediğin şeyin yakınındasın." Sertçe yutkundum.Derin bir nefes aldığımda burun deliklerimden içeri aldığım sert, erkeksi koku benim başımı döndürmeye, midemi fokur fokur kaynatmaya başlamıştı."Benimle böyle açık konuşursan, arzular bizi yakıp kavuracak,"dedim esrarengiz bir sesle.Sesimin ardında gizli değil, apaçık belli olan bir şehvet vardı."Ve inan bana, ben asla diğer kadınlara benzemem.Sen, bana bir gün delicesine bağımlı olursun ve tek bir saniye bile, beni bırakmak istemezsin."
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • FIRTINA ZAMANI
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • Kanlı Lordun Gelini
  • KORDELYA
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı) -Tamamlandı-

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines