7 parts Ongoing "Bir Furtuna ile Koçari'den birbirine yâr olmaz, anca yara olur." Derler eskiler, doğru muydu? Kesinlikle. Herkes gibi onlar da yaşayarak tecrübe etmişlerdi bunu. Şimdi karşı karşıyalardı ve birbirlerine bakıyorlardı, sahil kıyısında. Uzun zaman sonra ilk defa birbirlerine karşı bu kadar kayıtsızlardı. Gözlerindeki nefret sönmüş, kendisinden geriye hiçbir şey bırakmamıştı, aşk? O zaten aralarından ayrılalı epey zaman olmuştu. Bu iki köyün düşmanlığı artık o kadar fazla olmuştu ki, içlerindeki nefret bile ölmüştü sanki.
Gene de İso, gözlerinde yerini almaya çalışan bir umutla baktı Fadime'ye. O da isterdi farklı hayatlar yaşamak, farklı bir ailede doğmak ancak bunun imkansızlığını anlamaya başlıyordu İso. Kim barışırsa barışsın onlar barışamazlardı. Fadime izin vermiyordu buna. Daha demin aralarında geçen uzun soluklu konuşmaya ithafen konuştu İso,
"Yanlış düşünüyorsun, ben sana zarar veremezdim, veremem de." Kendinden oldukça emin söylemişti bunu, o Fadimesine kıyamazdı.
Dudaklarında biraz buruk, biraz alaycı, biraz da kırık bir gülümseme oluştu Fadime'nin. "Yanlış düşünüyorsun, sen bana hep zarar verdin." İso ona hep zarar vermişti, ancak buna devam edemeyecekti, bir daha olmazdı.