Bulutlar Arasında

Bulutlar Arasında

  • WpView
    Reads 1,318
  • WpVote
    Votes 511
  • WpPart
    Parts 22
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Dec 18, 2023
Zehirli gazların ve tehlikeli atıkların kuşattığı dünyada, en yüksek dağların tepesine kurulmuş on iki şehir, dünyada "güvenli bölgeler" oluşturmayı başardı ve bu güvenli bölgelere yerleştirdiği insanları, kendi medeniyetini yükseltmek için kullandı. On iki şehrin acımasızlığı, beraberinde bir isyanı getirdi ve yeni, güçlü bir krallığın doğmasını sağladı. On iki şehir, yeni Hildeswat Krallığı karşısında çaresizdi, eski ihtişamını kaybeden şehirler, Hildeswat tarafından tek tek yok edilmeye başlandı. Octavia Tarquinia, bulutlar arasındaki son üç şehirden birinin prensesidir. Kendini herkesten soyutlamış ve günlerini yıkık dökük bir kütüphanede geçirmekte olan Octavia'nın hayatı, kendi şehrinin de işgal edilmesiyle tepetaklak olur. Octavia, geriye kalan son kişidir. Şehrini işgal eden ordunun mensubu bir subay olan Maksymilian Friedrich ile karşı karşıya gelen Octavia için sonu gelmeyen bir düşüş başlar.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KIZIL GECE
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • KORDELYA
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • FIRTINA ZAMANI

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines