Yarım kalmış hayatlar... Yarım kalmış aileler... Yarım kalmış dostluklar... Yarım kalmış hayaller... Yarım kalmış geçmiş...Yarım kalan onca şey varken Özgür, o alevlerin içinden nasıl dik durabildi? Peki o bunları yaşarken onunla aynı kaderi paylaşacağından bir haber olan Hayal. O nasıl dik durmayı becerecek? ya da başarabilecek mi? Onlar ailelerinin geçmişte yaptığı hatalar yüzünden geleceklerini planladıkları gibi yaşayamayacak mı? Onlar ailelerinin geçmişte yaptıkları hatalara boyun mu eğecek yoksa, birbirlerini bulup kendilerini o ateşten, o yangından kendilerini beraber mi çıkaracaklar?
******
'' Nasıl anladın bunu!'' diye bağırmaya başlayınca nefesimi düzene koymaya çalışarak nefes almaya devam etim. Cevap vermediğimi fark edince tekrar bağırarak konuştu'' SANA DİYORUM?! NEREDEN ANLADIN SANA NE YAPACAĞIMI,HA? NESİN SEN? MÜNNECİM MİSİN, HA? KONUŞ!'' deyip, bana doğru yaklaştı etrafıma bakındığımda bu daracık sokakta hiç kimsenin olmadığı acı bir şekilde yüzüme çarptı karşımda ki şaşkın ve bir o kadar da öfkeli adama dönüp;'' Emin ol, benim kim olduğumu öğrenmek istemezsin ama ben sana yine de söyliyeyim 'B- ben... Ben, insanların zihnini okuyabiliyorum. Yani bir insanın aklını ona baktığımda okuyabiliyorum. Saçma ama bu gerçek!' .'' dedim, ve bir şey demesine izin vermeden oradan koşarak uzaklaştım. Demesine de gerek yoktu zaten ben onun aklı ile konuşarak dinledim onu; '' Ben de senin fütüristin'im... Memnun oldum, Kırık köprü!''
Konu:
Bir hemşire işine yine her zamanki gibi geç kalır ve patronu onu işten kovar, hemşirenin Nehir diye bir arkadaşı vardır ve ona iş ilanı verebileceğini söyler. Hemşire eve geri döndüğünde akşama kadar iş arar fakat bulamaz, bu yüzden de arkadaşı Nehirin dediği gibi iş ilanı verir...
İşte her şey o ilana cevap geldikten sonra başlar.