غلاف قصة BERÇEM  بقلم _yanlizkalp00
BERÇEM
  • WpView
    مقروء 138
  • WpVote
    صوت 7
  • WpPart
    فصول 1
  • WpView
    مقروء 138
  • WpVote
    صوت 7
  • WpPart
    فصول 1
مستمرّة، تم نشرها في أغسـ ٢٨, ٢٠٢٠
للبالغين
yaralarını sarmaya çalışırken daha da çok yaralar açıyordu. Kendinde berçem geçmiş hiç bir zaman peşini bırakmıyordu. Ölmek istese ölemiyor, yaşamak istese yaşayamıyordu
 Berçem daha 18 yaşında diri diri toprağa gömülmüştü. Ailesi bizat onu o mezara atmışlardı. Ama berçem onlara karşı gelerek o adamı o gün öldürdü. Bitmiş mıydı? kurtulmuş muydu? bunlardan hayır kinle beslenen ofkeden kusan intikamını almaya yemin eden öldürdüğü adamın kardeşi vardı. Adar jiyan kimsenin ismini bile adına almadığı adar jiyan ölümden korkmayan kimseye acımayan bir adam di kendisi berçeme'de acımayacaktı. Berçem'i öyle bir hayat bekliyordu ki adar'in ellerinden o adamı değilde bunu öldürmediği için kendine kızacaktı sonunda ya savaş bitecek yada bir savaşın başlamasına neden olacaktı.
 Bunların beraberliği adar jiyan ve berçem rojdar' ın hikayesiydi bu 

- nefretten doğan bir intikam

- intikamdan doğan bir aşk

 hangisini seçeceklerdi okumaya devam o zaman 😊
جميع الحقوق محفوظة
قم بالتسجيل كي تُضيف BERÇEM إلى مكتبتك وتتلقى التحديثات
أو
إرشادات المحتوى
قد تعجبك أيضاً
AZE بقلم kelebekleroldu1
39 أجزاء مستمرّة
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.