Kayıp
  • WpView
    Reads 1,590
  • WpVote
    Votes 104
  • WpPart
    Parts 24
WpMetadataReadComplete Tue, Jan 12, 2021
WpInfo
Fiction
Romance
"Saat 03.47... Yalnızlığın en derinlerindeyim. Buna ne denir bilmem, sizde bilmezsiniz. Hissizlik mi, acı mı? Bu nedir gerçekten bilmiyorum. Bildiğim tek şey bu hissi bir tek benim yaşamamış ya da yaşamıyor oluşumdu. Sevgili okurum, biliyorum ki sen bu hissi bir çok kez yaşadın. Bir çok kez hissettin ama adını bilmediğimiz, tarif edemediğimiz bu hissi kimseye anlatamıyoruz. Bazen kendimize bile... Anlatmaya çalışsak hemen "Geçer." deniyor o denmezse "İlgi manyağı olmuşsun sen!" mutlaka deniyor. Bu his öyle bir his ki; anlatılamiyor, belli edilemiyor ve seni kendine çekiyor. Biz yanlızlık batağının en dibindeki insanlarız... Bizler Kayıp'ın içindeki kayıplarız... Belli etmesek de her birimiz kayıpız. Görünüyoruz, biliniyoruz fakat hissedilemiyoruz. Biz kalbi atan ölü ruhlarız... Ruhlarımız kayıp ve bulmaya mecalimiz dahi yok. Tek yapabildiğimiz şey bu batağın bizi içine doğru çekmesini izlemek ve hissetmek." /XXX/ "Hayat, bir Agatha Christie romanı değildir, daha karmaşıktır..." Not:Ön yargılarınızın kapısını aralayın. Kirpiklerinizin arasından baktığınız bu hikayede çok daha fazlasına ihtiyacınız olabilir.
All Rights Reserved
#29
supernatural
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • 𝖢𝖠𝖭𝖧𝖨𝖱𝖠Ş •𝖣İ𝖫𝖣𝖠𝖱•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR....
  • Have yourself a merry little christmas » 𝘱𝘢𝘳𝘬𝘦𝘳
  • Yürek Harbi
  • Feride | Tamamlandı
  • Yılanın Kızı
  • Söyle Bana Demonio
  • Meneviş
  • BAŞHEKİM (TAMAMLANDI)
  • Leyla ile Karabağırlı
  • Kalbim Birliği BxB

"O silahı elinden indir!" dediğimde, yan duran vücudunu ağır ağır bana doğru çevirdi ama o silah abimin alnına daha da bastırıldı. Yüzündeki sinsi tebessüm meydandaki herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. "Yoksa?" diye soruşu, meydandaki bütün insanları endişelendirmeye yeterdi. Kalabalığın nefesi bir anlığına tutulmuş gibiydi. Çenemi herkesin inadına dikleştirip, gözlerimi onunkilere kilitledim. "Yoksa sana yemin olsun! Bu meydanı kanınla yıkarım!" diye bağırdım. Sözlerim gökyüzüne çarpıp geri indi, meydanda taş kesilmiş onlarca insanın üzerinde yankılandı. "Efsun!" diyen abime bakmadım. Gözlerim, kanla kaplanmış yüzüne kayacak olursa gardımın düşeceğini biliyordum. Onun bitap nefesi bile içimdeki öfkenin dengesini bozabilirdi. "Demek kanım ile yıkarsın ha!" dediğinde, fısıltısı bile meydanı inletti. Sanki rüzgar, sesi alıp bütün taş sokaklara taşıdı. Kalabalık tek bir ağızdan derin bir nefes aldı, kimse kıpırdamaya cesaret edemedi. "Azad ağa, yaparım bilirsin! Bu seni ilk vuruşum olmaz!" deyişimin ardından kaşları çatıldı. Çelik gibi bakan gözleri bir anlığına karardı. O an kalabalıktan birkaç kişi korkuyla geriye doğru koştu; ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Koskoca Mardin! Her taşında kanın, her sokağında intikamın yankılandığı o şehir... En iyi o bilirdi; yıllar önce nasıl AZAD KARAASLAN'ı gözümü bile kırpmadan vurduğumu. O gün güneş batmamıştı sanki, Mardin yasa bürünürken Diyarbakır'da zılgıtlar eşliğinde birçok kapıda düğün yapılmıştı. Gözyaşı ile kahkaha aynı anda yükselmişti gökyüzüne. Ben, EFSUN ŞANLI... Yıllar önce babamın kanını akıtan adamın kanını bu meydanda dökmüştüm. Zerre korkmadan, zerre aşkımı aklıma getirmeden. O an kalbimde ne kadınlık ne merhamet kalmıştı; sadece intikamın soğuk ve keskin tadı vardı.

More details
WpActionLinkContent Guidelines