Hepimizin görmezden geldiği bir fahişe. Erkeklerin dile getirmeye, konuşmaya çekindiği ama bir saat geçirmek için son kuruşunu bile vereceği bir kadın.
Hepimiz gibi sıradan bir insan.
Para alır, o paranın karşılığında ise insanları memnun eder. O kınayan erkeklerin istekleri sayesinde var olan bu mesleğin sadece bir üyesi.
Peki, bu kadın, kendisine tıpatıp benzeyen fakat onun tam tersi bir hayata sahip olan bir kadınla, Melek Özer ile karşılaşırsa ve yer değiştirirse, ne olur?
Etiket, okuyucuları empati yapmaya teşvik eden, görünmeyenleri görmeyi sağlayan bir kurgudur.
*Yetişkin içerik vardır
**Bu kurguda yer alan tüm kurum ve kişiler tamamen hayal ürünüdür.
Keyifli okumalar, sevgiler♥️
Yağmur yağıyor, her yeri sel alıyordu. Sokaktaki insanlar ıslanmamak için oradan oraya koşuyor, trafik arabalar sayesinde tıkanıyordu. Şemsiyesi olan insanlar rahat bir şekilde yolda yürüyordu. Şemsiyesi olmayanlar ise şanssızdı. Yağmurdan ıslanmamak için korunacak yer arıyorlardı.
Şemsiyesi olmayan, elinde kalın hukuk kitapları, üzerindeki deri ceketi ile rahatça yürüyordu İzem. Acelesi yoktu. Islanmayı seven biriydi. Küçükken babası onu sokağa attığında yağmurun altında kendi kendine eğlenir, biriken suların üzerine zıplardı.
Uzun kahverengi saçları ıslanıp birbirine karışmıştı. Elindeki hukuk kitapları çantasına sığmadığı için elinde sımsıkı tutuyor, ıslanmamaları için boynundaki kahverengi atkıyı kitaplarına siper ediyordu.
İzem Karasu.
Üniversite son sınıf öğrencisiydi kendisi. Yirmi üç yaşında, geleceğinin hayallerini kuran ve başarılı bir savcı olmayı hedefleyen bir hukuk öğrencisiydi. Son yılının bitmesine ve mezun olmasına sadece aylar kalmıştı.
Metro durağına inen yürüyen merdivenleri görene kadar normal hızda yürümeye devam etti. Yürüyen merdivenler gözüne çarpar çarpmaz adımlarını hızlandırdı.
İzem dışarıdan çok sert görünürdü. Bakışları her zaman insanlara nefretle bakardı. Oysaki sıcakkanlı biriydi. Sevdiklerine karşı çocuksu olurdu. Merhametli ve sevecendi. Soğuk olduğu insanlara acımazdı.
Metro durağına geldiğinde metro gelmişti bile. İnsanlar birbirlerini ittirerek metroya ulaşamaya çalışıyordu. Sanki birbirlerini itmeseler metroya binemeyecek gibi bir halleri vardı.
.....