Geçmişin gölgeleri üstlerinden eksik olmayan Masal ve Giray; aşktan öte görünmez bağlarla bağlı, kendilerinden çok, sevdiklerine ve herkese vefâ gösteren, adaletli iki insan.
Geçmişten kurtulduklarını sanırken peşlerinden ayrılmayan, gölge yapan Cem Egemen ve Sezgin Gencer..
Hiç kapanmayan suç dosyası adalet yerini bulana kadar başlarına neler açacak?
Bu yolda en büyük destekçileri Gonca ve Poyraz. Bu bir vefâ hikayesi. İyiler ve Kötülerin çatışması.. ✒️✨️
Ailelerin yaptığı tercihler, çocuklarının hayatlarında büyük sonuçlar doğurmuştu.
Büyürken içindeki vefayı, iyiliği kaybetmeden yaşayanların ödedikleri bedelin sebebi sadece hayatta olmaları ve adalete tutunup boyun eğmemeleriydi.
Ailelerin tercihlerinin sonucunda acıyla büyüyen, vefayı unutanların kendini haklı görmesi başkalarının hayatlarına müdahale etmekte sorun olmamasıydı.
Bunların hepsi tercihti. Geçmişten bir haber olanlar, geçmişi unutamayanların kinleriyle öğrenmek zorunda kalacaktır.
Yaşanan tüm olaylar aslında birbirine bağlıydı. Hikayede herkes habersizce, tesadüf eseri birbirlerinin hayatlarına dokunmuştu. Bunun bazıları için sonucu hüsran bazılarının için ise mutluluk olacaktı ama önceden olanlar sonrasını nasıl etkileyecekti?
Kader herkesin yüzünü güldürmek için bir adım atacak mı? Şans iyilerin, gerçeklerin peşinde olanların yüzüne gülecek mi? Yoksa her şey altüst olduktan sonra tesadüf eseri geçmiş yeniden tekrarlanarak yepyeni bir hayatta tekrardan yaşanacak mı?
Ve en önemlisi aşk herkesin değişmesine sebep olabilecek miydi?
Kötüler, iyiler, aşklar, acılar.
Seçimler, geçmiş, gelecek.
Kazanan kim(ler) olacak?
Bu kitapta geçen kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür. Gerçekle bir alakası bulunmamaktadır.
-Sencak 2020
Twitter/X: vefawattpadbys
Gerçek Ailem (Bebek)Kurgusu
"Ay gökçek bir oğlandı. Suskun, ağırbaşlı... Güneş ise güzel bir kızdı. Duygusal, kırılgan... Ay, Güneş'e âşıktı. On beşlediği bir gün, kalbini ona açtı. Meğer Güneş de Ay'ı seviyormuş; ama bu aşkı dile getirmeye cesaret edememiş. Ay'ın sözleri ona güç verdi. Ve o gün, ilk kez aynı duyguda buluştular. Ay'ın her on beşlemesinde bir araya geldiler. Gelecek hayalleri kurdular. Son buluşmalarında evlenmeye bile karar verdiler. Ama bu mutluluğu kıskanan bir cazı (cadı) karısı,
Güneş'in kulağına Ay hakkında yalanlar fısıldadı. Güneş soğudu. Ay ise olan bitenden habersizdi. Güneş'in etrafında dolandı durdu. Suskunluğuna anlam veremedi. Çok üzüldü. Bir gün Güneş, Ay'a dedi ki; "Boşuna peşimde dolaşıp durma. Seninle evlenmeyeceğim. Benden umudunu kes." Ay bu sözleri anlayamadı. "Kıyamete kadar senden umudumu kesmeyeceğim," dedi. "Bir gün suçsuz olduğumu anlayacaksın." O günden sonra konuşmadılar. Ama Ay, Güneş'i unutamadı. Her on beşlemesinde hasretle ona bakmak istedi. Güneş ise parmaklarını uzatıp gözlerini kapattı. İnsanların Güneş'e bakamamasının sebebi de buydu. O yakıcı ışıklar... Güneş'in ince parmaklarıydı." Yetimhane müdürü sustu. Sonra bakışlarını iki küçücük çocuğa çevirdi. Mavi gözlü olana baktı.
Gri gözlü olana baktı.
"Demem o ki," dedi,
"bu mavi gözlünün adı Güneş,
gri gözlünün adı da Ay olsun."
"Adları gibi yaşasınlar."