Bir paragraf misali giriş, gelişme ve sonuç diye özetlediğim bu hayata, kuşkusuz bunu okuyan herkes gibi giriş yaptık. Sonuç kısmı ise kaçınılmaz mutlak bir gerçektir. Öyleyse gelişme kısmına göz atalım. Bu düşünce ile herkes, kendi sonunu kendisi belirleyecektir. Gelişme, bizim baştan sona kadar olan yaşantımızın her karesidir. Birbirinden farklı insanlar, bu insanların yine birbirinden farklı hayatı, düşünceleri, fikirleri, hayalleri, dertleri, işleri, ve benzeri sayısız olguları vardır. Sonumuzu düşünüp, gelecek kaygısı ile yaşamak ilericilik olsa da, bunu takıntı haline getirmek yanlıştır. Yarını düşünen, bugünü nasıl yaşar?
Basit ya da stabil hayat yaşayan kişilerin, düşünceleri de basittir diye bir kaide yoktur. Bu kitabı yazarken yaşadığım basit hayatın bana kattığından çok, bizim bu Dünya hayatına kattığımız anlam daha önemlidir. Örnek olarak bir hata yapıldığı zaman, hatanın bize nasıl bir ders verdiği değil, bizim bu hatadan nasıl bir ders çıkarttığımız daha önemlidir. Bize büyük ve küçük görünen tecrübeler ile yaşadığımız bu basit hayata anlam katıp, anlam çıkarttığım düşüncelerimi yazıya dökmek istedim. Bu kitap, içe dönük bir yaşantının, duygu ve düşüncelerin dışa dökülmesi olarak da adlandırılabilir.
"Kimsin be adam? Ömrümde görmedim böylesi saldırı. Okuduğum kitaba, içtiğim çaya, attığım adıma yahu tuttuğum kaleme ne diye hücum edersin? İnsaf et şu garibe, çıkma yoluma. Bırak düşüncelerimi, bırak şu çırpınan biçare yüreğimi. Düşmanın bile merhameti olur, saldırma daha fazla."
Kumru'nun hikayesidir.