Story cover for Ne Bileyim. by breedingdeath
Ne Bileyim.
  • WpView
    LECTURI 70
  • WpVote
    Voturi 4
  • WpPart
    Capitole 3
  • WpView
    LECTURI 70
  • WpVote
    Voturi 4
  • WpPart
    Capitole 3
În curs de desfăşurare, Prima publicare oct 03, 2014
Bir anda yazacak değil ağlayacak çok şeyim olduğunu hissettim.
Sanırım ben hep yağmurluydum. İçime çöken kara bulutlar beynimin , kalbimin kıyısına köşesine düşen yıldırımlarmış benim canımı acıtan. Ne kadar acıtıyor derseniz inanın bilmiyorum. Belki acının verdiği uyuşmuşluktan ya da ben fazla abartıyorum. 
Zaten ironinin nirvanasını yaşayan bir insanım.
Umursamaz lakin fazla düşünen. Yazının daha en başında ağlamak demiştim.
Şu hayatta beceremediğim tek şey belki de cesaret edemiyor olabilirim. Ağlamak dünyanın en özel şeyi bence çünkü herkes ağlayamaz mesela kendimden örnek vereyim en son 4 belki 5 ay önce ağlamışımdır. İçim çürümüş sanırım benim. Kokar mı yakında acaba. Belki tekrar eskiye döner bir umut. Dönmesini ister miyim derseniz zaman zaman. 
Zaman zaman istiyorum sonra boşvermişliğin getirisi ya da sonunu bildiğim için boşver diyişim desem daha doğru olacaktır.
Toate drepturile rezervate
Înscrieți-vă pentru a adăuga Ne Bileyim. la biblioteca dvs. și primiți actualizări
sau
#312ruh
Linii directoare referitoare la conținut
S-ar putea să-ți placă și
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  de ozanakbabaxz
51 capitole În curs de desfăşurare
​Aynı sokakların tozunu yutmuş, aynı yağmurlarda ıslanmışlardı; ama kalpleri birbirine hep bir mevsim geç kalmıştı. Ozan, Kars Kalesi'nin vakur ve dondurucu sessizliğinde kendi yalnızlığını emzirirken; Sinem, İzmir'in kordon boyunda, denizin tuzuyla yıkanan yarım kalmış bir rüyanın içindeydi. Onlarınki sadece bir mesafe hikayesi değildi; hayatın ördüğü duvarların hikayesiydi. ​Ozan, başka bir kadının imzasını taşıyan bir evliliğin soğuk odalarında yankılanan bir sessizlikti. ​Sinem ise kalbini bir başkasına emanet etmiş ama ruhunu hep o eksik parçada bırakmış bir sığınmacıydı. ​Aşkları, nefretin en koyu tonuyla beslendi. Önce birbirlerinden kaçtılar; çünkü birbirlerinde gördükleri şey, vazgeçmek zorunda kaldıkları hayalleriydi. Kars Kalesi, onların imkansızlığının şahidiydi. Karlar altında kalan o devasa taşlar gibi, duyguları da buz tutmuştu. Ancak İzmir'e uzanan o gizli yollar, buzları eritmeye yetti. İzmir'in neşesi, Kars'ın hüznüne çarptığında; nefret yerini tutkuya, sitem yerini teslimiyete bıraktı. ​"Sen Kars'ın hiç bitmeyen kışıydın, ben İzmir'in hiç dinmeyen rüzgarı. Biz aynı cümlenin içinde yan yana gelemeyen, ama noktası aynı yere konan iki devrik hikayeyiz." ​Yıllarca aynı şehirde nefes alıp, birbirinin içinden geçip giden ama asla dokunamayan iki ruhun, geç kalmışlıkları üzerine kurulu bu destan; şimdi yasak bir sevdanın küllerinden yeniden doğuyor.
S-ar putea să-ți placă și
Slide 1 of 9
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  cover
5. seviye cover
ÂFİTAP cover
CÜDA VİSALİ / GERÇEK AİLEM  cover
Mardin'de Bir Sır cover
SOYADINDA ZİNCİR cover
𝐀𝐍𝐊𝐀 𝐊𝐔𝐒̧𝐔 𝐃𝐄𝐒𝐓𝐀𝐍𝐈  cover
İNTİKAM BÜYÜSÜ  cover
Cansız Manken (+18) cover

𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄

51 capitole În curs de desfăşurare

​Aynı sokakların tozunu yutmuş, aynı yağmurlarda ıslanmışlardı; ama kalpleri birbirine hep bir mevsim geç kalmıştı. Ozan, Kars Kalesi'nin vakur ve dondurucu sessizliğinde kendi yalnızlığını emzirirken; Sinem, İzmir'in kordon boyunda, denizin tuzuyla yıkanan yarım kalmış bir rüyanın içindeydi. Onlarınki sadece bir mesafe hikayesi değildi; hayatın ördüğü duvarların hikayesiydi. ​Ozan, başka bir kadının imzasını taşıyan bir evliliğin soğuk odalarında yankılanan bir sessizlikti. ​Sinem ise kalbini bir başkasına emanet etmiş ama ruhunu hep o eksik parçada bırakmış bir sığınmacıydı. ​Aşkları, nefretin en koyu tonuyla beslendi. Önce birbirlerinden kaçtılar; çünkü birbirlerinde gördükleri şey, vazgeçmek zorunda kaldıkları hayalleriydi. Kars Kalesi, onların imkansızlığının şahidiydi. Karlar altında kalan o devasa taşlar gibi, duyguları da buz tutmuştu. Ancak İzmir'e uzanan o gizli yollar, buzları eritmeye yetti. İzmir'in neşesi, Kars'ın hüznüne çarptığında; nefret yerini tutkuya, sitem yerini teslimiyete bıraktı. ​"Sen Kars'ın hiç bitmeyen kışıydın, ben İzmir'in hiç dinmeyen rüzgarı. Biz aynı cümlenin içinde yan yana gelemeyen, ama noktası aynı yere konan iki devrik hikayeyiz." ​Yıllarca aynı şehirde nefes alıp, birbirinin içinden geçip giden ama asla dokunamayan iki ruhun, geç kalmışlıkları üzerine kurulu bu destan; şimdi yasak bir sevdanın küllerinden yeniden doğuyor.