Ölüm kaçınılmaz bir son'dur. Geride kalanların yüreğini çürüttüğü o acı olay, ama insanın içini bu kadar kasıp kavurmamalıydı. Denizin geniz yakıcı kokusu boğazıma dolduğunda , genzimi temizledim.
"İyi misin ?" Diye sorduğumda bakışlarını bana doğru çevirdi. İfadesizdi. Bir insan ancak bu kadar duygusuz ve donuk bakabilirdi.
"Anlayacakmış gibi sorma halimi. " Dediğinde alaycı sahte bir ifadeyle güldü. Elini cebine atıp sigarası ile çakmağını çıkardı. Sigarasını yakarken bir yandan da denizi seyrediyor , hırçın dalgalar gibi o da kıyıya vurmak istiyordu.
"Boğuluyorsun Ege,gitgide dipe çöküyorsun. Sana uzatılan elleri tutmuyorsun çünkü kurtulmak ve kurtarılmak istemiyorsun. Çünkü bunu haketmediğini , en kötüsü , en dibi neyse onu görmek istiyorsun." Bakışları aniden bana döndüğünde cümlelerimin haklılığı canımı acıttı. "Çünkü sen cenneti değil cehennemi yaşamak istiyorsun. Hem yaşamak hemde buna sebep olanlara yaşatmak." Dediğimde Ege derin bir nefes aldı. Kalbi göğüs kafesine sığamadı.
"Bu hiç hoşuma gitmedi." Dediğinde kömür karası gözleri gözlerime öyle bir bakıyordu ki..
Ona anlamayan bakışlarla baktım. Ne dediğini anlayamamıştım.
"Ruhumu bu kadar iyi okuman, gerçekten hiç hoşuma gitmedi Hera. "
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang